Amasranın Neyi Meşhur, Gezilecek Yerleri | Türk Bilgin

Amasranın Neyi Meşhur, Gezilecek Yerleri

Orta Karadeniz Bölgesin’de Bartın’ın bir sahil ilçesi olan Amasra Gezilecek yerleri ile büyülüyor. Doğal güzelliklerinin yanı sıra bir liman kenti olmasından dolayı çok eski zamanlara tarihlenen hikayesi yazımızın devamında.

Amasra’nın Gezilecek Yerleri


Şehir merkezine doğru enfes bir panorama veren Ayayorgi Tepesi’nin güney yamacında 5.000 kişilik seyirci kapasiteli antik tiyatro, bugünlerde Bedes­ten olarak adlandırılan Roma kenti kalıntıları ve antik kent nekropolü bulunur. Yine bura­dan başlayan ve M.S. 1. yy.la tarihlenen Antik YolAmastris’i İpek Yoluna bağlardı. Bu yoldan kalan bölüm, Kuşkayası Yol Anıtı’nın civarında görülebilir.

Kuşkayası Yol Anıtı


Kuşkayası Yol Anıtı’na gidebilmek için Bartın, Safranbolu istikametini, Gürcüoluk Mağarası’na gidebilmek için ise ÇakrazKurucaşile istikametini izlemek gerekir.

Gürcüoluk Mağarası


MS 41-54 yılları arasına tarihlenen ve Roma yol ağının bir parçası olan Kuşkayası Yol Anıtı, Amasra’ya 4 km. uzaklık­tadır. Roma imparatoru Clau­dius zamanında Bithinia-Pontus Valisi olan Gaius Julius Aquilla tarafından imparatorun anısına yaptırılmış olan anıt, bu konuda dünyadaki tek örnektir. Baş kısımları tahrip olmuş olsa da kitabenin kabartmalarında Kral ve Roma Hâkimiyet Kartalı gö­rülebilmektedir. Anıtın kitabe­sindeki “Devletlerarası barışın ve dostluğun anısına imparato­run yüceliği için” yazıyor. Eni beş metreyi bulan Roma Yolu’nu bir Nymphaion’un (anıtsal çeşme) tamamlamış ol­duğu düşünülmektedir. Kuşkayası Anıtı’na yaklaşık 1 km. mesafedeki Kemerdere Köprüsü kabartmalarında da çok silik bile olsa Roma-Pontus Savaşı’nın anlatıldığı anlaşılıyor.

Gürcüoluk Mağarası, Amas­ra’ya 13 km. uzaklıktadır. Sarkıt ve dikitleri çok ilginç olan ma­ğara 36 odadan oluşur ve uzun­luğu 159 m.yi bulur. 3.000 yıllık bir tarihi geç­mişe sahip olan Amasra, antik dönemden itibaren önemli bir liman kenti olmuştur. Büyük İskender’in, sefere devam etme­yip geride kalan generalleriyle evlenen kızlar, Küçük Limandaki Direkli kaya’nın billur sularında yıkanırlarmış.  

Fatih Sultan Mehmet, 1460 yılında Amasra’yı Osmanlı topraklarına kattıktan sonra Karadeniz’deki ilk Mekteb-i Bahriye’yi burada aç­mış. Küçük Limandaki bu bi­nanın yerinde, 1884 yılında Denizcilik Okulunun yapımına başlanmış. Ancak okul olarak tamamlanamayan bina, 1982 yılından itibaren Amasra Müzesi olarak kullanılmaya başlan­mış. Müzede, Hellenistik, Roma, Bizans, Ceneviz ve Roma dönemlerine ait buluntular ser­gilenmektedir. 

Tavşan Adası


Tarih boyunca denizciler için sığınma, tüccarlar için tica­ret limanı olan Amasra, artık kendi halinde bir balıkçı kasabasıdır. Amasra’nın yedi tepesi, iki körfezi, Boztepe ve Büyükada veya Tavşan Adası olarak isimlendirilen iki adası ve bir yarımadası vardır. Büyükada’da Bizans kilisesi kalıntıları görü­lür. Şehrin, Bakacak, Grup ve Boztepe olarak üç tepesi vardır. 9. yy.a tarihlenen, tek gözlü Kemere KöprüsüAmasra Kalesi’nin iki bölümü olan Boztepe’deki Sormagir ve Zin­dan kalelerini birbirlerine bağ­lar. Kalenin doğu surları 65 m. güney surları 300 m. kuzey sur­ları da 200 m. uzunluktadır. Batı kısmında ise dik bir yar bulunduğundan sur inşa edilmemiş. Amasra Kalesi, kuleleri, burçları ve surlarını süsleyen Ceneviz armalarıyla Ortaçağ havasını koklatır.

Fatih Camii


Amasra Kalesi’nin içinde bulunan Fatih Camii, 9. yy.da inşa edilmiş bir Bizans kilisesi­dir. Fatih Sultan Mehmet tara­fından camiye çevrilen kilise, 1887 yılında önemli bir ona­rmadan geçirilmiş. Fatih Camii’yle ilgili yazılabilecek en ilginç nokta da, ülkemizin baş­ka bir yerinde rastlanılmayan, “Cuma hutbesinin kılıç çekile­rek okunması” geleneğinin bu­rada yaşatılıyor olmasıdır. Hazreti Muhammed’in, savaş kıyafetleriyle gittiği Mekke’de Cuma hutbesini kılıcını kının­dan çıkartarak okutmasıyla başlamış olan ve artık unutulan gelenek burada yaşatılmaktadır.

Ağlayan Ağaç


Caminin yakınında Ceneviz Şatosu ve 2002 yılında Kültür ve Sanat Evi olarak restore edil­miş küçük kilise vardır.Boztepe’ye doğru yürürken, Ağlayan Ağaç’ı görürsünüz. Bu Selvi veya halk dilindeki adıyla Mezarlık Servisi, aldığı nemin fazlasını dallarından dışarı attı­ğı için böyle adlandırılmıştır. Kraliçe Amastris’in sarayının kalıntılarının bulunduğu kale­nin dış duvarları üzerine de ne yazık ki evler yerleştirilmiş.

Kaleden merkeze yürürken kendinizi Çekiciler Sokağı’nda bulursunuz. Burası Amasra’nın alışveriş sokağıdır. İsmi, ağaç parçalarını el tezgâhlarında ileri geri çekerek şekillendirmelerin­den dolayı Çekiciler Sokağı ol­muştur. Buradaki dükkânlarda tahta salata tabakları, maketler, biblolar, şimşir kaşıklar, hasırdan eşyalar, ardıç ağacından hediye­likler, ev yapımı reçeller ve çok çeşitli hediyelikler bulursunuz.

Mutlaka


Yıllardır İtalya’nın Portofino kenti, şarkısıyla belleğimize kazınmışken, yine İtalya’nın Positano, Capri, Venedik gibi şehirleri filmleriyle içimize işlemişken, Fransa’nın Cote d’Azur‘ü beynimizde rüyaya dönüşmüşken, sadece birkaç saat uzaklıktaki uyuyan prensesimiz Amasra acaba gözümüze neden bu kadar uzak gözükür? Ben iddia ediyorum ki, tarihi ve doğayı ön plana çıkartan, gerçekçi ve apartman sevmez, doğru bir yenileme planı Amasra’yı çok kısa bir sürede dünyanın en güzel şehirleri sıralamasında zirveye çıkaracaktır. Safir mavisi denizle, zümrüt yeşili ormanlar arasındaki Amasra çok geç olmadan kıymetinin anlaşılmasını bekliyor. Denizin türküsü, rüzgârın çağrısı, denizkızlarının çığlıkları Amasra’da sizi bekliyor. Hâlâ görmediyseniz inanın çok şey kaybettiniz.

İlginç


Amasra’daki ilginç geleneklerden bul Küp Dibi eğlencesidir. Amasra’ya özgü bu kutlamada, Hıdrellez‘den bir gün önce, şehrin genç kızları bahçesinde gül ağacı bulunan bir evde, yanlarında bir tas su getirerek toplanır Bu genç kızlardan birinde bir tane de boş küp vardır. Genç kızlar sırayla boş küpe kendilerini tanıtacak bir yüzük, bir düğme, bir altın atar ve yanlarında getirdikleri küpten de biraz su ekler Sonra da genç kızların ev ilik ve kısmet duaları arasında su ve eşyalarla doldurulmuş olan küp gul ağacının altına gömülür Hıdrellez sabahı, gün ağarırken, genç kızlar mahallelerinin ergenlik görmemiş bir genç kızıyla birlikte aynı yere gelerek küpü çukurdan çıkarır. Sonra da küçük kızın elini soktuğu küpten kimin eşyası çıkarsa yıl içinde evleneceğine, eşyası en sona kalan genç kızın o yıl içinde evlenemeyeceğine ınanıur Sona kalan genç kız, küpü gelecek yıl kutlamalarına kadar saklayacaktır.

Amasra’da Ne Yenir, Amasra’nın Neyi Meşhur


Amasra’nın restoranlarında balık çeşitleri lezzetli ve ucuzdur. Ancak, tabaklardaki balıkların boylarına bakınca yakında zor günlerin beklediğini görmek zor olmaz. Çünkü yaşlıların anlattığı gibi fokların karaya çıkıp evlerin kapısını çaldıkları günler, bir orkinosun bütün evi doyurduğu mevsimler mazide kalmış. Ama minicik mezgitlerin, küçücük hamsilerin, istavritlerin büyümeye zamanları kalmamış olduğuna göre yakında denizden pek balık çıkmayacak gibi duruyor. Bir zamanlar otuz altı çeşit malzeme kullanılarak yapılan Amasra Salatası da artık o kadar çeşitli olmasa da sağlıklı bir öğün yemek için lezzetli bir seçenektir. Çok sık olmasa da bazen yerel dilde Bağırya dedikleri pavurya veya Moiuska olarak adlandırılan deniz salyangozları da bulabilirsiniz.

Mutlaka


Günbatımında küçük limandaki çay bahçelerinin keyfine doyum olmaz. Amasra, Cide ve Gideros, Batı Karadeniz’in doyumsuz güzelliklerini barındırır. Böylesi bir doğa cennetini bekleyen en büyük tehlike ise, çok sıkı duyulmaya başlayan termik santral projesidir. Umarım gelecekte Amasralılar termik santralli günlen değil, Portoflno’yla kıyaslanacakları yılları yaşar.

Amasra Tanıtım Videosu


Yorum

Yorum

1 Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel