Amasya'nın Neyi Meşhur, Nüfusu ve Gezilecek Yerleri | Türk Bilgin

Amasya’nın Neyi Meşhur, Nüfusu ve Gezilecek Yerleri

Amasya’nın Nüfusu

2016 yılında adrese dayalı yapılan nüfus sayımına göre Amasya’nın nüfusu 326.500‘dür. Amasya İlimizin Plaka kodu: 05‘dir.

Amasya Şehir Merkezi

Amasya kent merkezinde Mustafa Kemal Paşa ve Atatürk caddelerini izleyerek Atatürk Anı­tı ve 14. yy.a tarihlenen kesme taşlı, kare planlı, ahşap kubbeli Gümüşlü Camii’nin arasında kalan meydana gelirsiniz. Saat Kulesi de karşı kıyıdadır.

Yeşilırmak kıyısından geçen Nihal At­sız ve Ziya Paşa bulvarları da aynı meydana kadar uzanır. Roma döneminde inşa edilmiş olan Alçak Köprü ile Yeşilırmak’ın diğer yakasına geçilerek Kaya Mezarları’na kadar çıkılabilir. 

Amasya’nın Tarihi Kısaca

Hellenistik Çağda Pers ve Pontus, MÖ 29-MS 395 arasında Roma, sonra Bizans hâkimiyetinde olan şehir 1075 yılında Melik Ahmet Danişmend Gazi tarafından ele geçirilmiştir. 1243 yılında Selçukluları yenen Moğollardan sonra 1341 yılında da Eretna Beyliği bölgede etkin olacaktır.

Amasya, 1386 yılında Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katılır. Osmanlı Tarihi’nde Ankara Savaşı’nın ardından yaşanan karışıklıklar Çelebi Sultan Mehmet ile bitecek ve yepyeni bir dönem başlayacaktır. Osmanlı Tarihi’nde aralarında daha sonra padişah olacak Yıldırım Bayezid, 1. Mehmet, 2. Murat gibi çok sayıda şehzadenin valilik yaptığı sancak olan Amasya, “Şehzadeler Kenti” olarak da isimlendirilmiştir. Fransız gezgin G.Perrat ise 1861 yılında geldiği Amasya’yı, “Osmanlı’nın Oxford’u” olarak tanımlamış. Mustafa Kemal Atatürk’ün 12 Haziran 1919 günü geldiği Amasya, Milli Mücadele yıllarında da çok önemli bir merkez olmuştur.

Amasya’nın Neyi Meşhur, Amasya Denince Akla Ne Gelir?

Amasya Elması

Amasya elması kokusu, tadı farklı bir elma cinsidir. Elmanın bir yüzü kırmızı, diğer yüzü sarı ve yeşilimsidir, ince kabuklu, sert ve dayanıklıdır. Ağaç oldukça geç ancak 8-10 yaşlarında iken meyve vermeye başlar. Zaten sonra da bir yıl meyve verir, bir yıl vermez. Amasya elmasının iki türü vardır. Küçük olanına misket elması, büyük ve aşılı olanına kabak elması denilir.

Amasya’nın Gezilecek Yerleri

Amasya Müzesi
Kenti gezmeye Mustafa Kemal Paşa Caddesi üzerindeki Arkeoloji Müzesi ile başlayabilirsiniz. Amasya Müzesinde Kalkolitik Çağ’dan başlayarak 12 ayrı medeniyete ait eserler sergilenmektedir. MÖ 14. yy. civarına tarihlenen Hitit tanrısı Teşup heykelciği, MS 3. yy.  Roma dönemi sikkeleri, mücev­herleri, Saraycık definesi unu­tulmamalıdır. Ayrıca müzenin ikinci katındaki özel salonda sergilenmekte olan ve 14. yy.a tarihlenen 7 mumya da unutul­mamalıdır. Bu mumyalar Amasya’nın Vali izzettin Meh­met Pervane Bey, Şehzade Cumudar, Emir İşbuğa Noyin gibi yöneticilerine ve onların aile fertlerine aittir. Müzenin bah­çesinde de çok sayıda iyi durum­da lahit göreceksiniz. 

 

Amasya Kralkaya Mezarları

Bir görüşe göre bu mezar­ların ilk olarak Hellenistik dö­nemde Harşena Dağı’nın güney eteklerindeki kalker kayalara oyulduğu düşünülüyor. Strabon’a göre ise bu mezarlar Pontus Kralı Mithridates tara­fından yaptırılmış anıt mezar­lardır. Yeşilırmak Vadisi’nde küçüklü büyüklü 23 kaya me­zarı vardır. Kent merkezine 3,3 km. uzaklıktaki Aynalı Mağara bu mezarların en iyi durumda olanıdır. Bu mağarada Bizans dönemi freskleri vardır.

Amasya (Harşena) Kalesi ile kaya mezarları arasında kalan Kızlar Manastırı, Osmanlı şeh­zadeleri tarafından harem olarak kullanılmıştır. Sarayın, 15. yy.a tarihlenen iki hamamı vardır. Kaya mezarları 08.00-19.00 saatleri arasında gezilebilmektedir.

Hazeranlar Konağı – Şehzadeler Müzesi

Hazeranlar Konağı, 19. yy geleneksel sivil mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Def­terdar Hasan Talat Efendi’nin kız kardeşi Hazeran Hanım ta­rafından 2 yılında inşa etti­rilmiş olan konağın iki girişi vardır. Konağın on bir odası restore edilerek müze olarak ziyarete açılmıştır.

Konağın bir girişi de yanındaki Hatuniye Camii ile bağlantılıdır. Yıldız Hamamı da caminin diğer ya­nındadır. Diğer yöne doğru yürünürse Şehzadeler Müzesi’ne gelinebilir.

Hatuniye Mahallesi’ndeki sırtları kaya mezarla­rının bulunduğu kayalığa, yüz­leri Yeşilırmak’a dönük, kafesli, cumbalı Osmanlı mimarisinin canlı örneği Amasya evleri birbirlerinden güzeldir. Yalıboyu evleri olarak da bilinen bu evler bodrum üzeri tek veya iki kat­lıdır. Evlerin, haremlik ve selam­lık bölümleri vardır.

Şehir parkının hemen arka­sında kalan Nergiz Mahal­lesindeki bir diğer güzel konak da bugünlerde kütüphane olarak kullanılıyor.

2.Bayezid Külliyesi ve Birkaç Camii

2. Bayezid Külliyesi, Ziya Paşa Bulvarı ve Mustafa Kemal Paşa Caddesi arasında ve Yeşilırmak’ın kenarında bulu­nur. Sultan 2. Bayezid adına oğlu Amasya Valisi Şehzade Ah­met tarafından 1481-85 yılları arasında cami, medrese, imaret ve şadırvandan oluşan bir kül­liye olarak inşa ettirilmiştir. Yan mekânlı cami mimarisinin ge­lişmiş bir örneğidir. İmaret ya­pısı bugünlerde Maket Müzesi, medrese yapısı ise kütüphane olarak kullanılmaktadır. Cami taç kapısı, kitabesi ve sarkıtları ile dikkat çeker.

Atatürk Anıtı’nın çok yakı­nındaki 13. yy.da inşa edilmiş olan Burmalı Minare, 1590 yı­lındaki depremde, 1602 yılın­daki yangında gördüğü zararlar dan sonra onarım görmüştür. Caminin ahşap minaresi kesme taştan burmalı olarak yeniden yapılmış. Burmak Minare’nin bitişiğindeki Cumudar Türbesi 1250 yılına tarihlenir. Bu türbenin içinde bulunan iki mum­ya Arkeoloji Müzesi’ne taşın­mıştır.

18. yy.da Rahtuvanlar ailesi tarafından yaptırılmış olan Taşhan, Burmak Minare’ye çok yakındır. Kesme taş ve tuğladan inşa edilmiş olan 2 katlı, dik­ dörtgen planlı, 34 odak yapının ve şadırvandan oluşan bir kül­liye olarak inşa ettirilmiştir. Yan mekânlı cami mimarisinin gelişmiş bir örneğidir. İmaret ya­pısı bugünlerde Maket Müzesi, medrese yapısı ise kütüphane olarak kullanılmaktadır. Cami taç kapısı, kitabesi ve sarkıtları ile dikkat çeker.

Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Müzesi (Bimarhane)

Halk arasında Bimarhane olarak bilinen Amasya Darüşşifası, Anadolu’nun ilk şifa merkezi ve ilk akıl hastanesidir. 1308 yılında Selçuklu Prensesi Yıldız Hatun tarafından yaptı­rılmıştır. Fatih Sultan Mehmet döneminde çok parlak günler yaşayan şifahane, 18. yy.a kadar işlevini sürdürmüştür. 1385 yılında Amasya’da doğmuş olan Şerafeddin Sabuncuoğlu, şifahanede çalışmış hekimlerin en ünlüsüdür. Eserleri ve eserleri­nin bilimsel değeriyle tıp tarih­çileri tarafından önemli bilgin­ler arasına yerleştirilmiştir.

Şifahanenin girişinde sağı­nızda kalan salonda Sabuncuoğlu’nun on dokuz cerrahi uzmanlık dalı, kullandığı yüz seksen alet ve resimlerle bu aletlerin nasıl kullanıldığının anla­tıldığı vitrinler vardır. Ayrıca Sabuncuoğlu’nun deneysel tıp çalışmaları da maketlerle göste­rilmiştir. Sol tarafta kalan salon ise müzikle tedavi çalışmaları için ayrılmıştı. Bu salonda İslam müzik aletlerini içeren zengin bir koleksiyon sergilenmektedir. Tam karşınıza düşen eyvan ve iki küçük salonda da müzisyen maketlerini ve tedavilerle ilgili canlandırmaları görebilirsiniz.

Atatürk Anıtı’na yürüme mesafesinde olan müze 09.00- 17.00 saatleri arasında gezilebilmektedir.

Yeşilırmak üzerindeki bir diğer önemli nokta da Künç Köprüdür. Selçuklu dönemine tarihlenen köprü Bayezid Paşa ve Şamlar mahallelerini birbir­lerine bağlar. Çağlayan (İltekin Gazi), istasyon (Meydan), Helkıs (Hükümet), Mağdenus (Maydanoz) köprüleri Yeşilırmak üzerindeki diğer köprüler­dir.

Sabuncuoğlu Müzesi’nin hemen arkasındaki 15. yy Mus­tafa Bey ve Künç Köprü’nün yakınındaki 15. yy Kumacık hamamları, türbeler, çeşmeler, anıt ağaçlar, tarihi valilik ve be­lediye binaları da Amasya’nın diğer görülmesi gereken ilginç noktalarıdır.

Yorum

Yorum

1 Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel