Ankaranın Gezilecek Tarihi Yerleri | Türk Bilgin

Ankaranın Gezilecek Tarihi Yerleri

Ankara’da Gezilecek yerler
♦ Roma Hamamı
♦ Ankara Kalesi
♦ Anadolu Medeniyetleri Müzesi
♦ Augustus Tapınağı
♦ Hacı Bayram Camii
♦ Kurtuluş Savaşı Müzesi (1. Meclis Binası)
♦ Cumhuriyet Müzesi (2. Meclis Binası)
♦ Ankara Garı
♦ Gençlik Parkı
♦ Etnografya Müzesi
♦ Devlet resim ve Heykel Müzesi
♦ Anıtkabir Mustafa Kemal Atatürk Müzesi
♦ Kızılay
♦ Mustafa Kemal Atatürk Orman Çiftliği
♦ Beypazarı
♦ NallıhanAnkara’ya Nasıl Gidilir?
İstanbul’dan Ankara’ya otoyoldan 4-5 saatte gidilebiliyor. Hem de Türkiye’nin derhal her noktasından Ankara’ya derli toplu tayyare ve otobüs bağlantıları vardır.
Türkiye’nin başkenti ve ikinci büyük kenti Ankara’dır. Havaalanından şehir merkezine gelir iken MS 2. Yy.A tarihlenen Roma hamamlarının yanından geçersiniz. Sıcak, soğuk bölüm­leri, yüzme havuzu ve spor alan­ları belirleme edilen hamamlardan başlamış olan Antik Yol, Ankara Kalesi’ne kadar çıkardı.

Ankara’nın Gezilecek Yerleri

Ankara Kalesi konumu gereği, Ankara’nın 3 mühim akarsu kaynaklarının kesiştiği noktada belirleme edilen tepeye inşa edilmiş, yapım zamanı M.Ö 300. Senelere dayanır. Kalenin dış duvarları yıkılmış olsa da, vakit zaman oluşturulan tadilat-onarım çalışmalarından ötürü iç duvarları sağlamdır.

Kale, Galatlardan başlayarak Romalılar, Bizanslılar, Selçuk­lular, Haçlılar ve Osmanlılar doğrulusunda kullanılmıştır. Açık havalarda buradan kent merke­zinin nefis bir panoraması var­dır.

Kalenin içersinde belirleme edilen Anadolu Medeniyetleri Müzesi, dünyanın en mühim iki antro­poloji müzesinden biridir. Mü­zede, Anadolu topraklarında yaşanmış tarihin geniş bir özetini bulursunuz.

15- yy.Dan kalan bir bedestenin içersinde ku­rulmuş olan müze, onlarca kere Türkiye’nin en önemli müzesi olarak seçbilimselştir. Yine kale amacıyla de Selçuklu devresi ahşap min­beriyle ünlü Alaaddin Camii unutulmamalıdır.

Augustus Tapınağı ve Hacı Bayram Camii, birbirlerine yas­lanmış olarak yan yana vakte alan okumayı sürdürmekte­dirler. Tapınağın duvarlarında Latince ve Yunanca olarak Augustus’un yaptığı işler yazılı­dır. Ankara Valiliği önündeki Julianus Sütunu da, imparato­run şehre gelişinin anısına di­kilmiş bir diğer Roma eseri­dir. 

Ulustan Ankara Garı tarafına doğru gidince, Cumhuriyetin ilan edildiği ve bugünümüzde Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak kullanılmakta olan, 1.Meclisin 1920-1924 yılları arasında vazife yaptığı binayı, tam sağ tarafınızda ise 1924-1960 senelerı içinde görev yapmış olan ve bugün Cumhuriyet Müzesi olarak kullanılan 1. Meclis binasını görürsünüz. 1. Ve 2. Meclis binalarının tam karşısında ise Ankara’nın ilk oteli olma özelliğini taşuyan ve bugünümüzde Devlet Konukevi olarak kullanılmakta olan Ankara Palas‘ı görürsünüz. Ankara Ulusta belirleme edilen İş Bankası, Ziraat Bankası ve Sümerbank binaları ise Cumhuriyet devresinde inşa edilmiş Cumhuriyet mimarisine örnek olarak gösterilen seyrek binalardandır.

1935 senesinde mimar Şekip Akalın doğrulusunda inşa edilmiş olan Ankara Garı’nda Mustafa Kemal Atatürk’ün yurtiçi gezilerini yaptığı vagonu sergilenmektedir. Demiryolları Müzesi’nin alt kau da Mustafa Kemal Atatürk’ün Çankaya Köşküne taşınmadan kullandığı konutudur. Açıkhava Lokomotif Müzesi de enteresan bir diğer noktadır.

Bir vakitler Ankara’nın merkezi olan Kızılay’da Gökde­len ve güven Parkı vardır. Sakarya Caddesi çiçekçiler ve ba­lıkçılar, Yüksel Caddesi kitapçılar merkezidir. İzmir Caddesi’nin başlangıcında 38 kardeş kenti olan Ankara’nın Kardeş Şehirler Anıtı görülür.
Kızılay’dan sonra Çankaya’ya devam ederseniz Millet Meclisi’ni, Bakanlıkları, Kuğu­lu Parkı ve Büyükelçilikleri gö­rürsünüz. Arjantin ve Tunalı Hilmi caddeleri Ankara’nın şık ve gözde yerleridir.

Çankaya Atakule 127 metreyle Ankara’nın en yüksek noktasıdır.
Türk fotoğraf ve Heykel Sanatı’nın varlıklı koleksiyonla­rının olduğu Devlet fotoğraf ve Heykel Müzesi, Etnografya Müzesi zamanı olanların unutma­ması gereken müzelerdir.
Şehir merkezinin çok yakı­nındaki Atatürk Orman Çiftli­ği, 30.000 dekardan çok arazi­siyle Ankara’nın en büyük yeşil alanıdır. Türkiye’nin ilk Hayva­nat Bahçesi burada kurulmuş­tur. Bununla beraber kentin sebze ve mey­ve fidan gereksinimları de buradaki alanlarda elde edilmek­tedir.

Anıtkabir
Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonrasında cenazesi Dolmabahçe Sarayı’ndan Etnograf­ya Müzesi’ne taşınmış. Büyük öndere yakışır bir gömüt anıtı amacıyla oluşturulan yarışmayı kazanan mimar emin Onat, 1953 yılın­da çalışmasını tamamlamış. Anıtkabir’in yeri amacıyla de şehre başat noktalardan kabul edilen Rasattepe seçilmiştir.

Anıtkabir’in orijinal projesi iki kattan oluşandır. Fakat ekonomik nedenlerden ikinci kat yapıla­mamıştır. Anıtı, Aslanlı Yol, tören Meydanı ve Mozole ola­rak üç bölümde düşünebiliriz. Gerçek gömüt anıtı mozoledeki mermerin tam altındadır. Bu alt katta, 81 ilimizden, şimal Kıb­rıs ve Azerbaycan’dan getirilmiş topraklar pirinç vazolarda saklanmaktadır.Gene bu katta 26 Ağustos 2002 günü açılan Mustafa Kemal Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi, Türkiye’nin var oluş savaşım­si verilen senelerının özetidir. Bu müzeyi dört bölgede düşüne­bilirsiniz. Birinci bölgede Mustafa Kemal Atatürk’ün özel eşyaları ve kendisine verilen armağanlamış olur sergile­niyor. Panoramalar olarak ad­landırılan ikinci bölgede, ülkemizde ilk kere oluşturulan bir teknikle harp sahneleri ma­ket ve fotoğraf olarak canlandır­mıştır.

Çanakkale ve Kurtuluş cenkları’yla Büyük taarruz’u izah eden duvar resimlerini gerçek harp objeleriyle oluşturulmuş maketler tamamlar. Burada res­sam Aydın Erkman m eskizleri, Rus ve Azeri ressamlar tarafın­dan büyük duvar resimlerine dönüştürülmüştür. Resimler ve maketler çok ustaca birleştiril­diklerinden, maketin sona erdiği resmin başladığı ana çizgiler nerdeyse fark edilmez. Gözler­deki ustalık ilgi çekicidir. Kurtuluş Savaşı komutanlarının portreleri bu bölümü tamamlar. Tonozlardaki 3000 den çok fotoğraf, 600 sayfa data notu ve harp kahramanlarının büstleri üçüncü bölümü ortaya oluş­turur. Dördüncü bölgede de Mustafa Kemal Atatürk’ün özel kitaplığından 3000 kadar kitap sergilenmek­tedir. Müzeyi, 10. Yıl, Gençlik ve 50. Yıl marşları ile beraber gezersiniz.

Beypazarı
Beypazarı, Ankara’ya 100 km. Uzaklıktadır. Sincan ilçesi üzerinden gidilen Beypazarı bilhassa hafta sonlarında çok ilgi görmektedir. Bölgede, Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Anadolu Selçuk­lu ve Osmanlı egemenlikleri yaşanmıştır. Beypazarı, Osmanlı devresinde askeri düzenin bel kemiğini ortaya getiren Tımarlı Si­pahi merkezlerinden biriydi. Beypazarı’nın zamanı cum­balı ahşap evleri iki ya da üç katlıdır. Temel duvarları taştan olan evlerin geri kalan kısımla­rı ahşaptan yapılmıştır. Evlerin işlenmeden yapılmış üst katla­rına çantı denir. Beypazarı’nda 3500 kadar eski ev vardır.
Gümüşçüler Çarşısında ilçenin simgelerinden olan Tel­kari gümüş el işi takılarım bu­labilirsiniz.

Nallıhan
Beypazarı’ndan İstanbul’a doğru yola çıkınca 30 km. Son­ra Nallıhan’dan geçersiniz. Sa­karya Nehri havzasında belirleme edilen Nallıhan’da ülkemizden geçen, ülkemizde kışı yaşamış ve ülke­mizde üreyen 170 kadar kuş türü sayılmıştır. Nallıhan eko- sistemi kimi yerlerde sulak ve çamurlu, kimi noktalarda da ağaçlık, kimi köşelerde de boz­kır görüntülüdür.

Dünyada soyu tehlike altın­da olan karaleylek en çok bura­da görülmektedir. Görsel yönden inanılmaz güzellikte olan Nal­lıhan, Iç Anadolu’nun en örutubet­li sulak alanlarından biridir. Burada 6 balıkçıl, 10 yırtıcı, 35 su kuşu, başta bülbül olmak üzere 80 ötücü kuş, 5 baykuş, kara çaylak, leylek ve gökkuzgun nüfusu sayılmıştır.

Beypazarı’nda Ne Yenir?
Beypazarı’nın ünlü güveci ise pirinç ve et beraber pişirilerek yapılıyor.

Yorum

Yorum

1 Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel DMCA.com Protection Status