Bergama'da Gezilecek Tarihi ve Turistik Yerler | Türk Bilgin

Bergama’da Gezilecek Tarihi ve Turistik Yerler

İzmir‘in turizm cenneti ilçelerinden birisi olan Bergama antik kentleri, Gezilecek yerleri ve doğası ile kendine hayran bırakıyor. Gelin Bergama’nın gezilecek yerlerini detaylı olarak inceleyelim.

Bergama’nın Gezilecek Yerleri


♦ Kızıl Avlu

♦ Akropol

♦ Müze

♦ Asklepieion

♦ Kızıl Avlu

Kızıl Avlu


Kızıl Avlu’nun inşa edildiği alan, Baalbek veya buna benzer devasa tapınakların kapladıkları alanlardan daha büyüktür. Fakat antik kaynaklarda bu yapıdan konu edilmemiş olması da ilginçtir. 270 X 100 metrelik alan üzerindeki ana binanın ölçüleri 60 X 26 metreydi. Ana bina büyük ölçüde ayaktadır. Galeriler ve duvarlar mermer bloklarla kaplıydı. Ana binanın altından geçen ırmağın olası taşkınlarını engellemek için yapılmış olan galeriler çok ilginçtir. Bu galeriler hala işlevlerini görmektedir. Anadolu’da çok az örneği olan kilisenin ilk olarak MS 2. Yüzyılda Mısır tanrıları İsis, Osiris, Serapis adlarına yapıldığı düşünülmektedir. Hristiyanlık ile birlikte kiliseye çevrilmiş olan yapının ilk yedi kiliseden biri olduğu kabul edilmektedir. Osmanlı döneminde kuzeyindeki küçük yuvarlak yapı camiye çevrilmiştir.

Deniz seviyesinden 392 metre yükseklikte bulunan Bergama Akropolü’nde Antik Çağ’da 160.000 kişinin yaşadığı düşünülüyor. Bergama kralları, teraslar üzerinde yerleştirdikleri anıtsal yapılarla Bergama’yı inci gibi işlemiş, Akropol ile Aşağı Şehri , mermerle kaplanmış bir caddeyle birbirlerine bağlanmıştır.

Bergama Akropolü


Yukarı Agora’nın yanında başlayan rampa ile teraslara çıkılır. Agora’nın içindeki tapınak Hermes’e adanmış tapınaktır. Zeus Sunağı’nı gün ışığına çıkartmış olan Alman arkeolog Carl Humann ölümünden sonra Agora’ya gömülmüştür. Agora’nın sol tarafında kalan Zeus Sunağı, Tanrılar Tanrısı Zeus’a ve kızı Athena’ya adanmıştı. İç ve dış duvarları, Olympos tanrılarının titanlarla savaşlarını, Bergama krallarının zaferlerini anlatan kabartmalarla süslü tapınak, adeta görkemli bir zafer anıtıydı. Yapının üzeri açık orta bölümünde yer alan sunak kısmına yirmi basamakla çıkılırdı.

Zeus Sunağı, 2. Eumenes döneminde MÖ 164 – 156 yılları arasında inşa edilmişti. Sunak, 36,44 X 34,20 metre ebatlarındaki bir podyumun üzerindeydi. 1878 – 84 yılları arasında, Sultan 2. Abdulhamit’in çıkardığı yasalardan da yararlanan arkeolog Carl Humann, bu muhteşem tapınağı parçalar halinde Almanya’ya taşır. Zeus Sunağı, şimdilerde Berlin Pergamon Müzesi’nde sergilenmektedir.

Yukarı Agora’dan sonra Bergama krallarına adanmış kutsal mekan Heroon’dan geçersiniz. Heroon’da, Bergama kralları ile birlikte Hellenistik ve Roma dönemi imparatorları da saygı görmüştü. Heroon’un hemen yanında da saraylar, kütüphane ve Athena Tapınağı bulunuyordu.  Philetairos’dan sonra bütün Bergama kralları, 150 yıl boyunca bu saraylarda yaşamıştır.

Bergama Kütüphanesi


Bergama Kütüphanesi, akıl ve bilgelik Tanrıçası Athena’nın kutsal alanına inşa edilmişti. MÖ 2.Yüzyılda krallığın her yanından getirilen kitap rulolarıyla büyümeye başlayan kütüphane, kısa sürede İskenderiye’den sonra dünyanın en önemli ikinci kütüphanesi haline gelmişti.

MÖ. 145 yılında Mısırlılar, Bergama Kütüphanesi’nin büyümesini kıskanarak, kitap rulolarının yazımında kullanılan papirüs kağıtlarının ihraç edilmesini yasaklar. Ancak bu ambargo bile Bergamalıları durduramaz ve Sardesli Krates’in mucidi olduğu kurutulmuş koyun ve keçi derileri papirüsün yerine kullanılmaya başlanır. Bergama kağıdı anlamına gelen ‘’pergamea chartae’’, zamanın içinde önce pergamana sonra da parşörmene dönüşecektir.

Bu dönemde Bergama Kütüphanesi’nde 200.000 kitap rulosu saklandığı öne sürülmektedir. Ancak yapılan araştırmalarda kütüphanede bu kadar rulonun saklanmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Yani ya bu kütüphanede bu kadar kitap yoktu ya da rulolar başka depolarda korunuyordu. İskenderiye Kütüphanesi’nin yanmasından sonra, büyük aşkı Kleopatra’nın isteğine direnemeyen Marcus Antonius, Bergamada’daki eserleri Mısır’a hediye eder. İşte size bir ihanet daha. Ancak, önce İskenderiyeli Aziz Cyrillus’un döneminde paganlarla Hristiyanlar arasındaki çatışmalar sırasında çıkan yangında, sonra da Arapların Mısır’ı ele geçirmelerinden sonraki yangınlarda kütüphane ile birlikte rulolar da yok olacaktır.

Antik dönemde Bargama’nın kutsal tanrıları Zeus ve kızı Athena’ydı. Athena Tapınağı şehrin en eski yapılarından biriydi. Bugün bu tapınağın yalnızca temelleri görülebilmektedir. Tapınağın anıtsal girişinden geriye kalanlar da yine Berlin’deki Pergamon Museum’da sergilenmektedir.

Kütüphanenin kuzey tarafına doğru Traianus Tapınağı yerleştirilmişti. Burası Akropol’ün en yüksek noktasıdır. Akropol’ün kuzey ucunda da MÖ 3. Yüzyıla tarihlenen depolar bulunuyordu. Bu depolarda tahıl ve erzağın yanı sıra mancınık gülleleri de saklanıyordu.

Bergama Antik Tiyatrosu


Kütüphanenin güney tarafında tiyatro bulunuyordu. Bergama Tiyatrosu, erken dönem tiyatrolarının en güzel örneklerinden biridir. At nalı planlı tiyatronun 10.000 kişilik izleyici kapasitesi vardı. Sahne binasının, tiyatronun hemen yanı başındaki Dionysos Tapınağı’nın girişini kapatmaması için burada portatif sahne kullanılmıştı. Bergama Tiyatrosu, dünya tarihinin ilk ahşap sahneli tiyatrosudur. Tiyatronun güneyinde uzanan ve uzunluğu 250 metreyi aşan teras, Akropol’ün en uzun  ve en geniş gezi alanıydı.

Demeter kutsal alanı, gymnasion ve evlerin arasından geçen Kral Yolu’nu izleyerek, Aşağı Şehir’e ve Kızıl Avlu’ya kadar yürüyebilirsiniz. Bergama kenti, Roma devrinde ovaya doğru genişlemiştir ve eski Roma kenti kalıntıları bugünkü modern şehrin altında kalmıştır. Bergama’nın Roma devrinde inşa edilmiş olan anfitiyatrosu, Erdek ve Adana’da olan diğer iki örnekle birlikte Antik Çağı’ın Anadolu’da görülebilen en güzel üç amfitiyatrosundan biridir.

Asklepieion


Tanrı Apollon ile Tesalya kralının kızı Koronos’un oğlu olan Asklepios, tanrısal güce sahip bir ölümlüdür. Kendisini aldatan ölümlü eşini öldüren Apollon, bu kadından olan oğlunu yarı at yarı insan olan Khiron’a yetiştirmesi için emanet eder. Khiron’dan doğanın bütün sırlarını öğrenen Asklepios, şifa dağıtmaya başlar. Buna çok kızan Zeus, şimşekleriyle önce öldürdüğü Asklepios’a sonradan hayat vererek Sağlık Tanrısı yapar.

Mitolojik anlatım bir yana, hekimliğin MÖ 460 – 377 arasında yaşamış olan Hippokrates ile başladığı  kabul edilir. Sokrates’in çağdaşı olan Hippokrates, tıp öğretimini felsefi eğitiminden ayıran kişidir. Hellenistik dönemde büyük önem kazanan Asklepieion, uygulamalı tıp alanından çok ileri bir sağlık merkeziydi. Buraya Akdeniz ve Ege’nin her yerinden insanlar şifa bulmak için geliyordu.

Söğüt ağacının yapraklarından ilk aspirini yapmayı başaran Hippokrates’e göre, hastalıkların kaynağı sindirilemeyen besinlerin artıklarından ortaya çıkan ve vücuda yayılarak sağlıklı nefesi bastıran gazlardı. Bu dönemdeki tıp adamlarının ortak görüşlerine göre, besinler damarlar içinde uygun oranlarda bulunurlarsa, vücudun iç ısısıyla kana dönüşür, eğer bu oranlar olmaları gereken düzeyde değilse vücutta zararlı sıvılar ve gazlar oluşurdu.

Bergama’ya Nasıl Gidilir?


İzmir’den Çanakkale’ye yola çıktıktan 107 km sonra, Bakırçay’la Kestel Çayı’nın kolları arasında Bergama, Asklepieion ve Allianoi tarihi yerleşimlerinin oluşturdukları Muhteşem üçgene gelirsiniz. Bu üçgen, dünyanın en zengin kütüphanelerinden birine ev sahipliği yapmış, İncil’in ilk kiliselerinden birini barındırmış, Antik Çağ’ın ilk doktorlarından birinin dünyada ilk defa tedavi için kullanıldığı topraklardır.

Bergama Tanıtım Videosu


Yorum

Yorum

1 Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel DMCA.com Protection Status