<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eğitime Dair Herşey</title>
	<atom:link href="http://www.turkbilgin.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkbilgin.com</link>
	<description>Turkbilgin.com</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Jan 2012 15:45:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Nutuk Hakkında Bilgi</title>
		<link>http://www.turkbilgin.com/nutuk-hakkinda-bilgi.html</link>
		<comments>http://www.turkbilgin.com/nutuk-hakkinda-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 15:45:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>muhsin.adiguzel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe ve Edebiyat Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk Hakkında Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Nutuk Hakkında detaylı bilgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkbilgin.com/?p=38144</guid>
		<description><![CDATA[Nutuk Hakkında Bilgi Nutuk, kelime anlamı olarak, &#8220;söz, lakırdı; söyleyiş, söylemek kuvveti&#8221; demektir. Türkçede bu kelime daha çok &#8220;bir topluluğa karşı söylenilen söz, hitabet&#8221; karşılığında kullanılmaktadır. Dinleyenleri coşturmak ve belli bir amaca yöneltmek; onlara bir duyguyu, bir düşünceyi, bir isteği, bir ülküyü aşılamak; önemli açıklamalarda bulunmak için yapılan etkili, coşkulu konuşmalara Söylev (Nutuk) denir. Söylevler; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nutuk Hakkında Bilgi<br />
</strong><br />
Nutuk, kelime anlamı olarak, &#8220;söz, lakırdı; söyleyiş, söylemek kuvveti&#8221; demektir. Türkçede bu kelime daha çok &#8220;bir topluluğa karşı söylenilen söz, hitabet&#8221; karşılığında kullanılmaktadır.</p>
<p>Dinleyenleri coşturmak ve belli bir amaca yöneltmek; onlara bir duyguyu, bir düşünceyi, bir isteği, bir ülküyü aşılamak; önemli açıklamalarda bulunmak için yapılan etkili, coşkulu konuşmalara Söylev (Nutuk) denir.<br />
<span id="more-38144"></span><br />
Söylevler; dinleyenlerin zekâ durumlarına, hayal güçlerine, duygularına, ilgilerine göre hazırlanır. Dinleyenleri düşündürür, onlarda ilgi uyandırır, onları coşturur, onlara beklenen davranışı yaptırır.</p>
<p>Söylevde; konuşmacıyı ve dinleyenleri yanılgıya düşürmemek için aceleye getirmeden düşünerek konuşmak, dinleyenlere karşı iyi niyet beslemek, dinleyenlerin inanmasını sağlayacak biçimde dürüst konuşmak, dinleyicilere karşı yaşının verdiği olgunluk içinde konuşmak, dinleyenleri kıracak biçimde konuşmamak, gerekirse kendini dinleyicilerin yerine koymasını bilmek, basmakalıp sözler kullanmamak, abartarak konuşmamak gibi ahlâk ölçülerine önem verilmeli, özen gösterilmelidir. (S. SARICA &#8211; M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 246)</p>
<p>Söylev (Nutuk), aslında bir sözlü kompozisyon ürünüdür. Yalnız nutuk, yazıya geçmişse ve kitabî özelliği varsa aynı zamanda yazılı kompozisyon ürünü olarak da kabul görür. Türk edebiyatının en güçlü söylev (nutuk = hitabet) örneği Atatürk&#8217; ün &#8220;Büyük Nutku&#8221;dur.<br />
Açıklama-2</p>
<p>Söylev (Nutuk, Hitabe):</p>
<p>Bir konuşmacı tarafından bir yerde toplanmış topluluğa, bir düşünceyi coşkulu bir diile anlatmaya denir. Bunlara, &#8220;yaşatıcı yazılar&#8221; da diyebiliriz. Öyküleme anlatım biçiminin ağırlıklı kullanıldığı, okuyucunun bilgisini artırmaktan çok hayal dünyasını zenginleştirmeyi amaçlayan yazı türleridir:</p>
<p>Bir gerçeğe inanan bir insanın toplumu bu gerçeğe inandırmak için özünün bütünü ile yaptığı telkin sürecine hitabet; bir fikri, bir davayı karşısındaki insanlara dil ustalığı ile açıklamaya hitabet sanatı; toplum önünde bu konuşmayı yapana hatip; bir insan topluluğuna bir fikri vermek bir ülküyü aşılamak amacıyla söylenen sözlere ise nutuk veya söylev denir. Hatiplik sanatı, insanlık geçmişinin en eski ve en köklü sanatlarındandır. Bu sanatla peygamberler ve din adamları insanları doğru yola davet etmişler; padişahlar, krallar ve kumandanlar ordularına bu sanatla hükmetmiş ve savaşlar kazanmıştır. Hatip olmak isteyen kişi iyi düşünen, çok okuyan, çok tecrübeli, gözlemi kuvvetli, içerisinde bulunduğu toplumu çok iyi bilen, bilgili, ileri görüşlü, söz kurallarına gerektiği kadar önem veren kişi olmalıdır. Hatip, gür sesli, özgür yaratılışlı, sevimli ve cana yakın olmalıdır. Derin hissilik, canlı hayat, sağlam yapılı bulunmak, inanç ve fikirlerde içtenlik, gür bir anlatım şekli hatibin belirgin özellikleridir.</p>
<p>Hatibin dört temel amacı vardır.<br />
1. Bir fikri veya bir meseleyi açık bir şekilde anlatmak<br />
2. Dinleyiciler üzerinde bir iz bırakarak onları ikna etmek<br />
3. Dinleyicileri harekete geçirmek<br />
4. Dinleyicileri eğlendirmek</p>
<p>Hitabet aslında bir hazırlık konuşmasıdır. Zaten yukarıda tanımladığımız üzere hatip önceden hazırlanan nutku okuyan kişidir. O yüzden öncelikle bir nutuk hazırlanırken dikkat edilecek hususları ele almalıyız.</p>
<p>Nutuk hazırlanırken dikkat edilecek hususlar:</p>
<p>1- Nutku hazırlayan konuyu planlı bir şekilde hazırlamalıdır. Yazıya geçirmeli ve hatip yazmış olduğu bu nutka önceden hazırlanmadır. Yazıya geçirmeli ve hatip yazmış olduğu bu nutka önceden hazırlanmadır. Konuşma sırasında ise yazılı metni yanında bulundurmalı; fakat konuşma sırasında kâğıda fazla bakmamalıdır. Konusuna iyi hazırlanan hatip kağıda göz ucuyla baktığı zaman konuşmasını hatasız yapacaktır.</p>
<p>2- İçten konuşma yapmak kolay değildir. Büyük hatiplerin bile daha önceden konusunu hazırladıkları ve yanlarındaki küçük notlarından faydalandıkları ve o andaki konunun ahengine göre konuşmalarını değiştirdikleri görülmüştür. Bu yüzden hatip, konuşma sırasında her zaman metne bağlı kalmayabilir.</p>
<p>3- Nutkun giriş cümlesi toplumun dikkatini çekecek türden olmalıdır. Hatta ilk cümleler şiirsel bir üslupta olabilir.</p>
<p>4- Düşüncelerin planı iyi yapılmalı ve kullanılacak üslup iyi seçilmelidir.</p>
<p>5- Gelişme bölümünde ise konu her türlü belgelerle konu açılır, örneklendirilir ve ispatlanmaya çalışılır. Dinleyicinin tansiyonunu yükseltecek fikirlerle sorulu cevaplı cümlelerle sonuç bölümüne geçiş sağlanır.</p>
<p>6- Sonuç bölümünde ise işlenen konunun önemi ve toplumdaki tesirleri kesin ve etkili bir dil ile anlatılır.</p>
<p>7- Hatip ele alacağı konuyu çok iyi bir şekilde savunabilmelidir. Bunun için de hitap etme sanatının inceliklerini, toplum psikolojisini ve düşünce yapısını çok iyi idrak etmelidir. Seçtiği sözcükleri ve oluşturduğu cümleleri en etkili biçimde kullanmalıdır. Sesinin tonu, mimikleri konuşmasının doğal akışıyla uygunluk göstermelidir.</p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün Onuncu Yıl Nutku söylev türüne en güzel örnektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkbilgin.com/nutuk-hakkinda-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI</title>
		<link>http://www.turkbilgin.com/cumhuriyet-donemi-turk-edebiyati.html</link>
		<comments>http://www.turkbilgin.com/cumhuriyet-donemi-turk-edebiyati.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 15:31:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>muhsin.adiguzel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe ve Edebiyat Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet dönemi türk edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI hakkında bilgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkbilgin.com/?p=38142</guid>
		<description><![CDATA[CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI Osmanlı Devleti&#8217;nin askerî, siyasi ve ekonomik açıdan Avrupa&#8217;nın gerisinde kalmasından dolayı Osmanlıda bazı önlemler alınmaya başlanmış, bu alanlarda Avrupa&#8217;nın nasıl geliştiğinin öğrenilmesi için de bazı gençler, Avrupa&#8217;ya gönderilmiştir. Avrupa&#8217;ya, özellikle Fransa&#8217;ya giden gençler, oradaki edebiyata hayran kalmış ve gördüklerini, öğrendiklerini Türk edebiyatında uygulamaya başlamışlardır. İlk önce siyasi alanda uygulanmaya başlanan bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI</p>
<p>Osmanlı Devleti&#8217;nin askerî, siyasi ve ekonomik açıdan Avrupa&#8217;nın gerisinde kalmasından dolayı Osmanlıda bazı önlemler alınmaya başlanmış, bu alanlarda Avrupa&#8217;nın nasıl geliştiğinin öğrenilmesi için de bazı gençler, Avrupa&#8217;ya gönderilmiştir. Avrupa&#8217;ya, özellikle Fransa&#8217;ya giden gençler, oradaki edebiyata hayran kalmış ve gördüklerini, öğrendiklerini Türk edebiyatında uygulamaya başlamışlardır. İlk önce siyasi alanda uygulanmaya başlanan bu yenilikler edebiyat alanında da gerçekleşmiş ve belli dönemler halinde günümüze kadar gelen yeni bir edebiyat başlamıştır. Bu dönemlerden biri de 29 Ekim 1923&#8242;te Cumhuriyetin ilan edilmesiyle hız kazanan, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatıdır.<br />
<span id="more-38142"></span><br />
Bu dönemi Millî Edebiyattan kesin sınırlarla ayırmak zordur. Millî Edebiyat Dönemi sanatçılarının önemli bir bölümü, edebiyat yaşamlarını Cumhuriyet Döneminde de sürdürmüştür. Cumhuriyet Dönemi, millîleşme akımının devamı olarak hızlı bir gelişme ve oluşma çığırı açmıştır. Önceki edebiyat dönemlerinden biçim, dil ve düşünce bakımından bazı özellikler devralan Cumhuriyet Dönemi Edebiyatının oluşumunda, Cumhuriyet&#8217;in ilanından sonra gerçekleştirilen siyasi, toplumsal ve kültürel değişmelerin büyük etkisi vardır. Bu edebiyatın oluşumunda özellikte &#8220;Atatürk İlke ve İnkılapları&#8221;nın payı büyüktür.</p>
<p>Cumhuriyetin ilanı ile yapılan inkılaplarla, aydınlar, bir siyasi değişim yaşamıştır. Bu edebiyatın temelinde &#8220;Kurtuluş Savaşı&#8221; ve &#8220;Atatürk İnkılapları&#8221; vardır. İster şiir ister roman olsun çoğu eser, bu iki konu doğrultusunda oluşturulmaya başlanmıştır. Dine dayalı ümmet toplumu, yerini ulusal devlete bırakmış; teokratik devletten demokratik devlete dönüşüm başlamıştır.</p>
<p>Latin alfabesinin kabul edilmesi ve 1931&#8242;de kurulan Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti ile 1932&#8242;de kurulan Türk Dili Tetkik Cemiyeti (Türk Dil Kurumu) birbirini bütünlemiştir. Dilde sadeleşme hareketi iyice yerleşmiş böylece geçmişten beri süregelen dil tartışmaları bilimsel bir sonuca bağlanmış, halk ve aydın arasındaki uçurum kapatılmaya çalışılmıştır.</p>
<p>Cumhuriyet öncesindeki sanatçıların büyük bir kısmı, İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşayan varlıklı ve bürokrat kimselerdi. Seçkin çevrelerde yetiştikleri için de eserlerinde kendi çevrelerini yansıtıyor ve bu çevreye sesleniyorlardı. Cumhuriyet edebiyatı Anadolu&#8217;yu daha da öne çıkararak toplumun değişik kesimlerinden sanatçılar yetiştirmiştir.</p>
<p>1940 yılında köylere öğretmen ve sağlık personeli yetiştirmek amacıyla kurulan &#8220;Köy Enstitüleri&#8221;, köy kökenli yazar ve ozan kuşağı oluşturmuştur. Böylece Millî Edebiyatla başlayan halka yönelme ve Anadolu&#8217;yu tanıma çabası, Cumhuriyet&#8217;in ana ilkesi olmuş, Türk halkının her kesimi edebiyatta yer almıştır.</p>
<p>Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında yıllar içinde, memleket edebiyatı zevkiyle Batı&#8217;dan gelen anlatma biçimleri birleşmiş, milleti oluşturan değerler farklı yönleriyle edebî eserlerde ele alınmış, millî kimlik ve millî değerler çevresinde edebiyat, Batı düşüncesindeki gelişmelere göre yeni görünümler kazanmıştır. Tanzimat&#8217;tan Cumhuriyet&#8217;e kadar geçen sürede edebî eserlerde tartışılan birçok problem Atatürk ilke ve inkılaplarında ifadesini bulmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkbilgin.com/cumhuriyet-donemi-turk-edebiyati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının oluşumu</title>
		<link>http://www.turkbilgin.com/cumhuriyet-donemi-turk-edebiyatinin-olusumu.html</link>
		<comments>http://www.turkbilgin.com/cumhuriyet-donemi-turk-edebiyatinin-olusumu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 15:21:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>muhsin.adiguzel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe ve Edebiyat Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının oluşumu]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının oluşumu hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının oluşumu hakkında detaylı bilgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkbilgin.com/?p=38139</guid>
		<description><![CDATA[Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının oluşumu I. Dünya Savaşı sonunda, 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı. Bu ateşkes antlaşması, Osmanlı Devleti&#8217;ni savunmasız duruma getirmiş, işgaller için zemin hazırlamıştı. İşgaller başladığında Padişah Vahdettin Mebusan Meclisini dağıttı. Damat Ferit Paşa Hükümeti, işgale seyirci kaldı. Bu durumda Anadolu&#8217;da milis örgütlenmesi başladı ve &#8220;ulusal mücadele&#8221;, ifadesini Kuvayı milliye&#8217;de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının oluşumu</strong></p>
<p>I. Dünya Savaşı sonunda, 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı. Bu ateşkes antlaşması, Osmanlı Devleti&#8217;ni savunmasız duruma getirmiş, işgaller için zemin hazırlamıştı. İşgaller başladığında Padişah Vahdettin Mebusan Meclisini dağıttı. Damat Ferit Paşa Hükümeti, işgale seyirci kaldı. Bu durumda Anadolu&#8217;da milis örgütlenmesi başladı ve &#8220;ulusal mücadele&#8221;, ifadesini Kuvayı milliye&#8217;de buldu. O günlerde Mustafa Kemal, Anadolu&#8217;ya geçip direniş güçlerini millî bir örgütte toplayıp mücadeleyi başlatma kararını verdi. 19 Mayıs 1919&#8242;da 9. Ordu Müfettişi olarak tayin edilen Atatürk, Samsun&#8217;a çıktı.<br />
<span id="more-38139"></span><br />
Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919), Erzurum Kongresi (23 Temmuz &#8211; 5 Ağustos 1919), Sivas Kongresi (4 &#8211; 11 Eylül 1919) Anadolu&#8217;daki örgütlenmelerin önemli kilometre taşları oldu. Mustafa Kemal, ulusal mücadeleyi yönetmek için merkez olarak seçtiği Ankara&#8217;ya geldi (27 Aralık 1919).</p>
<p>&#8220;Osmanlı Meclis-i Mebusan&#8221;ı İstanbul&#8217;da açıldı (12 Ocak 1920). Burada Mustafa Kemal&#8217;e bağlı temsilciler &#8220;Mi-sakımillî&#8221; kararlarının kabul edilmesini sağladılar (28 Ocak 1920). &#8220;Türklerin oturduğu topraklar hiçbir biçimde parçalanamaz.&#8221; yargısı Misakımillî&#8217;nin en önemli esasıdır.</p>
<p>İstanbul&#8217;un işgali (15 Mart 1920), Mebusan Meclisinin dağılması, Atatürk&#8217;ün ileri görüşlülüğünü bir kez daha kanıtladı.</p>
<p>23 Nisan 1920de Türkiye Büyük Millet Meclisi Ankara&#8217;da açıldı. 10 Ağustos 1920&#8242;de &#8220;Sevr Antlaşması&#8221;yla barış imzalandı; ama Osmanlı Devleti&#8217;nin topraklarının çoğu elinden gidiyordu. Ankara&#8217;daki TBMM antlaşmayı reddetti. Kuvayı milliye dağıtılarak düzenli ordu kuruldu ve sistemli mücadele başladı. 27 Ekim 1922&#8242;de İtilaf Devletleri hem TBMM Hükümetini hem de Osmanlı Hükümetini yapılacak barış konferansına çağırdılar. &#8220;Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.&#8221; yargısı padişahlıkla çeliştiğinden, konferanstaki ikiliğin önüne geçmek için 1 Kasım 1922&#8242;de &#8216;Saltanat&#8221; kaldırıldı. Atatürk&#8217;ün, &#8220;Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz&#8217;dir ileri!&#8221; tarihî buyruğunu verdiği ve komutanı olarak bizzat yönettiği &#8220;Başkumandan Meydan Muharebesi&#8217;yle düşman denize döküldü (30 Ağustos 1922). Böylece zorluklarla, büyük fedakârlıklarla ve Atatürk&#8217;ün dehasıyla &#8220;Kurtuluş Savaşı&#8221; kazanıldı.</p>
<p>24 Temmuz 1923&#8242;te siyasi bir zafer olan Lozan Antlaşması imzalandı.</p>
<p>Lozan Antlaşması&#8217;nın esaslarına göre, yeni Türk Devti uluslararası alanda bağımsız, bütün devletlerle eşit olduğu kesinlikle tanındı ve Osmanlı Devleti&#8217;nin sona erdiği kabul edildi. Kapitülasyonlar kaldırıldı ve işgal kuvvetleri 2 Ekim 1923 tarihinde İstanbul&#8217;dan ayrıldı; 6 Ekim 1923&#8242;te de Türk ordusu coşkun gösteriler ve sevinç gözyaşları ile İstanbul&#8217;a girdi. Bu barışın iki önemli eksikliği Atatürk&#8217;ün sağlığında giderildi: Boğazlar üzerindeki sınırlamalar kaldırıldı, Hatay Cumhuriyeti&#8217;nin kurulması sağlandı. 23 Haziran 1939&#8242;da Fransa ile Türkiye arasında imzalanan bir antlaşmayla Hatay&#8217;ın Türkiye&#8217;ye katılması kesinleşti. 29 Haziran 1939&#8242;da Hatay Millet Meclisi Türkiye&#8217;ye katılma kararı aldı.</p>
<p>13 Ekim 1923&#8242;te Ankara&#8217;nın başkent olması kabul edildi. 29 Ekim 1923&#8242;te rejimin adı konularak cumhuriyet ilan edildi. Oy birliği ile Gazi Mustafa Kemal Paşa, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin Cumhurbaşkanı oldu. Cumhurbaşkanı, ilk Cumhuriyet hükümetini kurma görevini İsmet Paşa&#8217;ya verdi.</p>
<p>Cumhuriyetin ilanından sonra Halife Abdülmecit, İstanbul&#8217;da devlet başkanı gibi hareket ederek iki başlılığa neden olduğu için 3 Mart 1924&#8242;te &#8220;Halifelik&#8221; kaldırıldı.</p>
<p>Yeni Türk Devleti&#8217;nin kurumlarını güçlendirmek, devleti çağdaş uygarlık düzeyine yükseltmek için inkılaplar yapıldı: Hukuk laikleşti, Tevhid-i Tedrisat [Öğretimin birleştirilmesi (1924)] Kanunu çıkarıldı. Medreseler kaldırıldı, harf inkılabı yapılarak Latin alfabesi kabul edildi (1928). Tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı (1925); saat, takvim, ölçülerde ve kıyafette Batı dünyasına uyuldu. 1934 yılında Soyadı Kanunu kabul edildi.</p>
<p>Ekonomik hayatta da atılımlar yapılmak isteniyordu. Bu yüzden 17 Şubat 1923&#8242;te İzmir İktisat Kongresi toplanmış, ekonomik bağımsızlık ilke olarak kabul edilmişti. Daha sonra ticaret, sanayi ve madencilik alanında gelişmeler kaydedildi. Bunlara örnek olarak Türkiye İş Bankası ile Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü&#8217;nün kurulması gösterilebilir. Ayrıca bayındırlık, ulaşım, tarım ve sağlık alanlarında da gelişmeye, kalkınmaya yönelik çalışmalar yapılmıştır.</p>
<p>Bütün bunların yapılmasında Atatürkçülüğün temel ilkeleri (cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, inkılapçılık, laiklik, devletçilik) yol gösterici olmuştur.</p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk, kurduğu &#8220;Cumhuriyet&#8221;in tarihe ışık tutacak nitelikte değerlendirmelerinden birini 1927 yılında CHP Büyük Kongresindeki konuşmasında yapmıştır. Atatürk, &#8220;Nutuk&#8221; adı verilerek kitap hâline getirilen bu konuşmasına &#8220;Gençliğe Hitabe&#8221; ile son vermiştir.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün çağdaş bir devlet oluşturma çabaları hep sürdü. Sofralarına bilim ve sanat insanlarını davet ederek ülke meselelerini konuştu; araştırmalar, incelemeler yapılmasını sağladı. Sağlık durumu daha fazlasına izin vermedi ve 10 Kasım 1938 tarihinde İstanbul Dolmabahçe Sarayı&#8217;nda bu dünyadan maddi olarak ayrıldı. Kurduğu Cumhuriyet&#8217;le, ilke ve düşünceleriyle milletinin yüreğinde yaşamaktadır.</p>
<p>I. Dünya Savaşından sonra yenen ve yenilen devletlerde sorunlar bitmedi ve yeni saflaşmalar ortaya çıktı. 1929 Ekonomik bunalımı dünyayı sarstı ve insanlığın en büyük, en yıkıcı savaşı olan II. Dünya Savaşı başladı. Bu dönem, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatına da yansımıştır. 1939 &#8211; 1945 yılları arasında yaşanan bu savaş sonucunda Balkanlarda sosyalist yönetimler kuruldu.</p>
<p>Atom bombası ile Nükleer Çağa geçildi, Nato &#8211; Varşova Paktı arasında soğuk savaş devam etti, Orta Doğu&#8217;da İsrail Devleti kuruldu; Rusya, İngiltere ve ABD 1945&#8242;te &#8220;Birleşmiş Milletler&#8221;i kurdular. 1948 yılında, birçok ulusal ve uluslararası yasanın temelini oluşturan &#8220;İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi&#8221; Birleşmiş Milletler tarafından benimsendi.</p>
<p>Türkiye II. Dünya Savaşı&#8217;na katılmadı fakat &#8220;tarafsızlık politikasını izlemek de kolay olmadı ve savaş, hem ekonomimize hem de sosyal yaşamımıza yansıdı. İzleri edebiyatımızda da görüldü.</p>
<p>9 Nisan 1949&#8242;da kurulan NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü), SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği)&#8217;ye karşı Avrupa&#8217;nın güvenliğini sağlamakla yükümlüydü. Türkiye, 1950 &#8211; 1953 yılları arasında Kuzey Kore&#8217;ye karşı savaşmış, bununla NATO&#8217;ya girişini hızlandırmak istemiş ve 1952 yılında NATO&#8217;ya kabul edilmiştir.</p>
<p>II. Dünya Savaşı bittiğinde TBMM&#8217;de çok partili siyasal sistem gündeme geldi, Cumhurbaşkanı ismet inönü bu girişime destek verdi ve 1946&#8242;da Demokrat Parti kuruldu. DP 1950 seçimlerinde yönetime geldi.</p>
<p>1957 seçimlerinden sonra, DP&#8217;nin muhalefete karşı baskıcı bir tutuma yönelmesi siyasal yaşamın sertleşmesine yol açmış, 28 &#8211; 29 Nisan 1960&#8242;ta Ankara ve İstanbul&#8217;daki öğrencilerin protesto gösterileri üzerine istanbul Üniversitesi kapatılmış ve sıkıyönetim ilan edilmiş fakat bütün tedbirlere rağmen protestoların önü alınamamış, 27 Mayıs 1960&#8242;ta askeri darbeyle DP iktidarı sona erdirilmiştir.</p>
<p>1974&#8242;te, Türk ve Rum cemaatleri arasında yıllarca sürdürülen iç çatışmalar ve Yunanistan&#8217;daki cunta yönetiminin planladığı bir darbe nedeniyle Türkiye, &#8220;Garanti Antlaşması&#8221;na dayanarak &#8220;Kıbrıs Barış Harekâtını gerçekleştirdi. 1983 yılında KKTC (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) ilan edildi.</p>
<p>Türkiye&#8217;de 1970&#8242;li yıllarda birçok siyasi çalkantı yaşanmış, cumhurbaşkanı seçiminde, ekonomide, herhangi bir aşama kaydedilmeyince 12 Eylül 1980&#8242;de bir askerî darbe gerçekleştirilmiştir.</p>
<p>28 Şubat 1997 tarihinde Millî Güvenlik Kurulunun toplantısında Millî İstihbarat Teşkilatının radikal dinci faaliyetlere yönelik raporu tartışılmış ve bazı kararlar alınmıştır. Bu kararlar siyaset dünyasında bir &#8220;darbe&#8217; olarak değerlendirilmiştir; çünkü Haziran 1997&#8242;de hükümet ortakları arasındaki &#8220;başbakanlık değişimi&#8221; amacıyla bir istifa gerçekleşmiş ama hükümeti kurma görevi Cumhurbaşkanınca başka bir partiye verilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkbilgin.com/cumhuriyet-donemi-turk-edebiyatinin-olusumu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TESBİ</title>
		<link>http://www.turkbilgin.com/tesbi.html</link>
		<comments>http://www.turkbilgin.com/tesbi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:23:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>muhsin.adiguzel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe ve Edebiyat Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[tesbi]]></category>
		<category><![CDATA[tesbi detaylı bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[tesbi hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[tesbi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe ve edebiyat sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkbilgin.com/?p=38136</guid>
		<description><![CDATA[TESBİ Bir gazelin beyitleri önünü beş mısra eklenerek yapılan müsebba’dır. Müsebba musammatlardan bir nazım şeklidir. Kafiye şeması şöyledir: Aaaaa (aa) bbbbb (ba) ccccc (ca). Tesbi, Türk edebiyatında çok az görülür. İzzet Molla’nın Fuzuli’nin bir beytini, Leyla Hanım’ın da İzzet Molla’nın bir beytini tazmin yoluyla oluşturduğu tesbi’ler de vardır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TESBİ </p>
<p>Bir gazelin beyitleri önünü beş mısra eklenerek yapılan müsebba’dır. Müsebba musammatlardan bir nazım şeklidir. Kafiye şeması şöyledir: Aaaaa (aa) bbbbb (ba) ccccc (ca). Tesbi, Türk edebiyatında çok az görülür. <span id="more-38136"></span>İzzet Molla’nın Fuzuli’nin bir beytini, Leyla Hanım’ın da İzzet Molla’nın bir beytini tazmin yoluyla oluşturduğu tesbi’ler de vardır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkbilgin.com/tesbi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TETABU-I İZÂFÂT</title>
		<link>http://www.turkbilgin.com/tetabu-i-izafat.html</link>
		<comments>http://www.turkbilgin.com/tetabu-i-izafat.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:21:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>muhsin.adiguzel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe ve Edebiyat Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[TETABU-I İZÂFÂT]]></category>
		<category><![CDATA[TETABU-I İZÂFÂT detaylı bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[TETABU-I İZÂFÂT hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[TETABU-I İZÂFÂT nedir]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe ve edebiyat sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkbilgin.com/?p=38134</guid>
		<description><![CDATA[TETABU-I İZÂFÂT İkiden fazla ismin meydana getirdiği zincirleme tamlama. Edebiyatımızda Türkçe, Farsça, Arapça kaidelere göre kurulmuş üç çeşit tetâbu’ı izâfâta rastlanır. Türkçe kurala göre iki, Farsça kurala göre üç kelimeden meydana gelen tamlamalar anlatımı bozmaz. Türkçe tetâbu’-ı izâfât’a örnek: &#8220;Ahmet’in söylediklerinin doğruluk derecesinin araştırılması&#8230;&#8221; Farsça tetâbu’-ı izâfât’a örnek: Ey vucûd-ı kâmilün âyin eclâr-ı feyz-I Hak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TETABU-I İZÂFÂT </p>
<p>İkiden fazla ismin meydana getirdiği zincirleme tamlama. Edebiyatımızda Türkçe, Farsça, Arapça kaidelere göre kurulmuş üç çeşit tetâbu’ı izâfâta rastlanır. Türkçe kurala göre iki, Farsça kurala göre üç kelimeden meydana gelen tamlamalar anlatımı bozmaz. <span id="more-38134"></span>Türkçe tetâbu’-ı izâfât’a örnek: </p>
<p>&#8220;Ahmet’in söylediklerinin doğruluk derecesinin araştırılması&#8230;&#8221;<br />
Farsça tetâbu’-ı izâfât’a örnek: </p>
<p>Ey vucûd-ı kâmilün âyin eclâr-ı feyz-I Hak<br />
Âsitânım kıble-ı hâcât-ı erbâb-ı yakîn<br />
Fuzulî </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkbilgin.com/tetabu-i-izafat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TEVÂRÜD</title>
		<link>http://www.turkbilgin.com/tevarud.html</link>
		<comments>http://www.turkbilgin.com/tevarud.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:20:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>muhsin.adiguzel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe ve Edebiyat Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[tevarüd]]></category>
		<category><![CDATA[tevarüd detaylı bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[tevarüd hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[tevarüd nedir]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe ve edebiyat sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkbilgin.com/?p=38132</guid>
		<description><![CDATA[TEVÂRÜD İki şairin birbirinden habersiz aynı mısrayı veya beyti tesadüfen yazması.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TEVÂRÜD<br />
İki şairin birbirinden habersiz aynı mısrayı veya beyti tesadüfen yazması. <span id="more-38132"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkbilgin.com/tevarud.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TEVKİYE</title>
		<link>http://www.turkbilgin.com/tevkiye.html</link>
		<comments>http://www.turkbilgin.com/tevkiye.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:18:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>muhsin.adiguzel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe ve Edebiyat Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[tevkiye]]></category>
		<category><![CDATA[tevkiye detaylı bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[tevkiye hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[tevkiye nedir]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe ve edebiyat sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkbilgin.com/?p=38130</guid>
		<description><![CDATA[TEVKİYE Anlamla ilgili sanatlardandır. İki veya ikiden fazla anlamı olan bir kelimenin yakın anlamını söyleyip uzak anlamını kasdetmek. Birçok edebiyatçı bu sanatı iham sanatıyla aynı kabul etmiştir. Fakat ihamda, ikiden fazla anlamı olan kelimenin bir mısra veya beyitte bütün anlamları kasdedilirken, tevriyede uzak anlamına işaret edilir. Örnek: Kûyunda nâle kim dil-i müştâkdan kopar Bir namedir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TEVKİYE </p>
<p>Anlamla ilgili sanatlardandır. İki veya ikiden fazla anlamı olan bir kelimenin yakın anlamını söyleyip uzak anlamını kasdetmek. Birçok edebiyatçı bu sanatı iham sanatıyla aynı kabul etmiştir. Fakat ihamda, ikiden fazla anlamı olan kelimenin bir mısra veya beyitte bütün anlamları kasdedilirken, tevriyede uzak anlamına işaret edilir. Örnek:<br />
<span id="more-38130"></span><br />
Kûyunda nâle kim dil-i müştâkdan kopar<br />
Bir namedir Hicaz’da uşşakdan kopar<br />
Nâili-Kadim </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkbilgin.com/tevkiye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TRİYOLE</title>
		<link>http://www.turkbilgin.com/triyole.html</link>
		<comments>http://www.turkbilgin.com/triyole.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:17:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>muhsin.adiguzel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe ve Edebiyat Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[triyole]]></category>
		<category><![CDATA[triyole detaylı bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[triyole hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[triyole nedir]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe ve edebiyat sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkbilgin.com/?p=38128</guid>
		<description><![CDATA[TRİYOLE On mısralı bir nazım şeklidir. Önce iki mısralı kısım, sonra dörder mısralı iki kısım gelir. Birinci kısmın ilk mısrası birinci dörtlüğün sonunda, yine birinci kısmın ikinci mısrası ikinci dörtlüğün sonunda tekrarlanır. Dört mısralı kısımlarda, eklenen mısraların ilk üç mısra ile anlam bütünlüğü sağlaması gerekir. Kafiye şeması şöyledir: Ab aaaa bbbb. Örnek: Yüzünde hasta-i sevdâ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TRİYOLE </p>
<p>On mısralı bir nazım şeklidir. Önce iki mısralı kısım, sonra dörder mısralı iki kısım gelir. Birinci kısmın ilk mısrası birinci dörtlüğün sonunda, yine birinci kısmın ikinci mısrası ikinci dörtlüğün sonunda tekrarlanır. Dört mısralı kısımlarda, eklenen mısraların ilk üç mısra ile anlam bütünlüğü sağlaması gerekir. Kafiye şeması şöyledir: Ab aaaa bbbb. <span id="more-38128"></span></p>
<p>Örnek: </p>
<p>Yüzünde hasta-i sevdâ gibi melâlet var,<br />
Nedir bu hâl-i perişanın ey hilâl-seher? </p>
<p>Sabâh-ı feyz-i bahâride mübtesem ezhâr<br />
Çemen çemen mütemevvic nesîm-i anber-bâr: </p>
<p>Niçin? Ben anlamadım kimden etsem istifsâr?<br />
Yüzünde hasta-i sevdâ gibi melâlat var! </p>
<p>Dem-i seherde yanında şu parlayan ahter<br />
Hazan içinde solan bir çiçek gibi dil-ber </p>
<p>Sürûr fec ile şâdân iken bütün yerler,<br />
Nedir bu hâl-i perişanın ey hilâl-i seher?<br />
Tahsin Nuhid </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkbilgin.com/triyole.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>VECİZE</title>
		<link>http://www.turkbilgin.com/vecize.html</link>
		<comments>http://www.turkbilgin.com/vecize.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:15:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>muhsin.adiguzel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe ve Edebiyat Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe ve edebiyat sözlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[vecize]]></category>
		<category><![CDATA[vecize detaylı bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[vecize hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[vecize nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkbilgin.com/?p=38126</guid>
		<description><![CDATA[VECİZE Söyleyeni belli, kısa, anlamlı söz. Özdeyiş diye de bilinir. Bireysem ya da toplumsal bir ilke, bir görüş, bir kanıyı en kısa yoldan anlatır. Yaşam deneyimine ve gözleme dayanır. Vecizeler bağımsız yazıldığı gibi, bir eserin içinde dağınık da bulunabilir. İslam büyüklerinin bu tür sözlerine kelam-ı-kibar denir. Vecize önce eski Yunan edebiyatında yazılmıştır. Klasizm edebiyatı döneminde, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>VECİZE<br />
Söyleyeni belli, kısa, anlamlı söz. Özdeyiş diye de bilinir. Bireysem ya da toplumsal bir ilke, bir görüş, bir kanıyı en kısa yoldan anlatır. Yaşam deneyimine ve gözleme dayanır. Vecizeler bağımsız yazıldığı gibi, bir eserin içinde dağınık da bulunabilir.<span id="more-38126"></span> İslam büyüklerinin bu tür sözlerine kelam-ı-kibar denir. Vecize önce eski Yunan edebiyatında yazılmıştır. Klasizm edebiyatı döneminde, Larochefoacauld’ın Maximes (Vecizeler) adlı eseriyle Avrupa’ya gelmiştir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkbilgin.com/vecize.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>VEZN-İ ÂHAR</title>
		<link>http://www.turkbilgin.com/vezn-i-ahar.html</link>
		<comments>http://www.turkbilgin.com/vezn-i-ahar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 11:12:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>muhsin.adiguzel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türkçe ve Edebiyat Ödevleri]]></category>
		<category><![CDATA[türkçe ve edebiyat sözlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[VEZN-İ ÂHAR]]></category>
		<category><![CDATA[vezn-i ahar detaylı bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[VEZN-İ ÂHAR hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[vezn-i ahar hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[vezn-i ahar nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkbilgin.com/?p=38123</guid>
		<description><![CDATA[VEZN-İ ÂHAR Halk şiiri nazım şekli. Aruzun müstef’ilâtün müstef’ilâtün müstef’ilâtün müstef’ilâtün kalıbıyla murabba şeklinde yazılır. Her mısra bir müstef’ilâtün cüzüne sığacak şekilde dört kelime veya kelime grubuna bölünür. Birinci mısranın 2. Cüzü ikinci mısranın başına, ikinci mısranın 2. Cüzü üçüncü mısranın başına, üçüncü mısranın 2. Cüzü dördüncü mısranın başına getirilir ve bu cüzlerden sonra gelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>VEZN-İ ÂHAR </p>
<p>Halk şiiri nazım şekli. Aruzun müstef’ilâtün müstef’ilâtün müstef’ilâtün müstef’ilâtün kalıbıyla murabba şeklinde yazılır. Her mısra bir müstef’ilâtün cüzüne sığacak şekilde dört kelime veya kelime grubuna bölünür. Birinci mısranın 2. Cüzü ikinci mısranın başına, ikinci mısranın 2. Cüzü üçüncü mısranın başına, üçüncü mısranın 2. Cüzü dördüncü mısranın başına getirilir ve bu cüzlerden sonra gelen cüzler birbirlerini izler. Örnek:<br />
<span id="more-38123"></span><br />
Ey vaslı cennet/kıl câna minnet/vay, serv-ı kamet/cân içre cansın<br />
Kıl câna minnet/vay serv-ı kamet/cân içre cansın/nev-res fidansın<br />
Vay serv-kamet/cân içre cansın/nev-res fidansın/suh-ı cihansın<br />
Cân içre cansın/nev-res gidansın/şûh-ı cihansın/gözden nihansın.<br />
Tokatlı Nurî </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkbilgin.com/vezn-i-ahar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

