Göksel Baktagir Kimdir | Türk Bilgin

Göksel Baktagir Kimdir

Gölsel Baktagir’in Hayatı

1966 senesinde Kırklarelinde doğdu. Müziğe sekiz yaşında,babası Muzaffer Baktagir’in gözetiminde başladı. Bağlama ile başlayan müzik serüveni 14 yaşından sonra yasa icrasına evrildi; Baktagir’in numune aldığı isimlerin başında da Ahmet Meter gelmekteydi.[1] 1983 senesinde girdiği İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’ndan 1988’de mezun oldu. Bu okulda bir sene sonra lisansüstü eğitimine başladı. Aynı sene, Tanburi Necdet Yaşar’ın genel sanat yönetmenliğindeki Kültür Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu’nda yasa sanatçısı olarak çalışmaya başladı. Bu tarihlerde dahil bulunduğu “Necdet Yaşar Ensemble” ile İngiltere, Fransa, Danimarka, Belçika, Hollanda, Almanya, Kanada ve ABD’nin detaylı eyaletlerinde konserler verdi. Sanatçı Füsun Baktagir ile evlidir ve Buğra Can ve Cansu isimli iki çocuğu vardır.

Ünü sınırları aşmış bir müzisyen Göksel Baktagir. Heryıl yüzlerce konser veriyor. Her anını üreterek, biriktirerek ve çalışarak geçiriyor. Sahnede sazını adeta konuşturuyor. Müzik yaşamına çok küçük yaşlarda babasının teşvikiyle başlamış Göksel Baktagir. Kırklareli’de türlü sazların icra edildiği bir evde büyümüş. Müziğe olan sevdası bağlamayla katbekat artmış. Daha sonra kanuna yönelmiş ve ondan kopamamış hiç. Göksel Baktagir bugün 400’ün üzerinde bestesi olan bir kanun virtüözü. Müziğe yalnızca beste yaparak değil, metot üzerine çalışmalar yaparak da katkı sağlıyor. 14 albümü olan Baktagir, üretmeye devam ediyor. Her yıl Amerika’dan Uzak Doğu’ya kadar dünyanın farklı coğrafyalarında yüzlerce konser veriyor. Sahnede dinleyenlerine yakın olmayı seviyor. Yurt içi ve yurt dışından birçok ödüle sahip olan sanatçının en büyük hayali ise, icra ettiği sazın okulunu açmak.

Göksel Baktagir İle Röpörtaj;

Göksel Baktagir’le yeni yaptığı bestesini kaydettiği stüdyoda bir araya geldik. Her zamanki güler yüzlü ve samimi hâliyle bizi karşılayıp, sorularımızı yanıtladı.

Müziğe çok küçük yaşlarda başlamışsınız. O dönemden bahsedebilir misiniz?

Ben Kırklareli doğumluyum. Bildiğiniz gibi Trakya Bölgesi müzik anlamında düşündüğümüzde Rumeli’nin büyük etkisi altında. Kanun ve ud gibi enstrümanların yanı sıra, Trakya denilince akla gelen kaba zurna tercih edilir genelde. Folklorik anlamda çok derin bir kültüre sahip o bölge. Müziğe başlamama babam vesile oldu. Babam içindeki müzik aşkını birçok enstrümanla pekiştirmeye çalışmış. Ud, keman ve askerlik döneminde de trompet denemiş. Kanun sazı gibi çok nadide Türk müziği enstrümanlarıyla uzun zaman birlikteliği olmuş. Babam, babasının mesleği olan ayakkabıcılığı sürdürüyordu. Ancak müzik hep önde gitmişti hayatında. Babamdaki o müzik aşkı bana da sirayet etti. Babam askerlik öncesi TRT’nin stajyerlik imtihanlarını kazanmış. Dedem askerden sonra “Buraya gel, burası iyidir” demiş.

Babamın müzik aşkı ve yolculuğu hep devam etti, birçok saz icra etti, iddia ediyorum, tek bir enstrümanda karar kılsaydı, birvirtüöz olabilirdi. Müziğe duyduğu aşk, bize de yansıdı ve küçük yaşta müziğe başlamış oldum.

Yurt dışında kanuna ilgi nasıl?

Bizim makamsaL müziğimize ciddi bir ilgi var. Kanun 3,5 oktavlık ses sahası içerisinde yer alıyor. Makamsal müziğimizi işleyen mandal adını verdiğimiz tertibatı sayesinde çok geniş imkânLarı olan bir enstrüman.

Bir taraftan makamsal müziğimizin icrası, bir taraftan da diğer parmaklarla adeta bir piyano, bir arp gibi daha modern eserlerin de icrasına imkân tanıyor. Köklerimizden aldığımız derinlik ve bugünün o modern tınılarıyla sentez yapmaya çalışıyoruz. Onlar işte bu zenginlik içerisinde kendilerini de buluyorlar. Kanunu seviyorlar. Bugün bu enstrüman popüler hâle gelmeye başladı. Kanun geniş bir coğrafyada karşınıza çıkan, ilgi gören ve sevilen bir enstrüman artık.

400’ün üzerine besteniz var. Beste yapmanın sırrı nedir?

Müziği oluşturan sesler sınırı olmayan bir dünyadır. Müzikte, o sınırsız alanda bir ahenk oluşturmak üzere yola çıkarsınız. Kâinatta her şey mevcut. Yaradan’ın sınırsız hâzinesi var bizlere sunduğu. Siz o hâzineyi işlemek için gönlünüzü ortaya koymuşsunuz, yıllardan bu yana çalışıyorsunuz, içten gelen bir dürtü var burada. Beste yapmak çocukluğumdan bu yana içimden gelen bir şeydi. Yatarken yanımda hep bir kağıt olurdu. Gecenin bir vakti ilham gelirdi. Unutmamak için aklıma gelen şiiri o kağıda yazardım. Sabah kalktığımda bir bakardım, ortada bir söz var. Sonra o sözü bestelerdim. Bu hep içten gelen bir haldi. Bestecilik Allah’ın insanlara sunduğu özel bir yetenek. Herkes besteci olamıyor. Kanun büyülü bir enstrüman, onu keşfetmeye çalışıyorum. Bir taraftan da beste yaparken teknik oluşturma yolculuğum başladı. Tamamen kendimi bir yere getirmek ve geliştirmek adına ezgiler besteliyorum. Özde bir temayla başlıyorsunuz.

Ben her bestemi kendi enstrümanımla yapıyorum, ona gönlümü veriyorum. “Haydi Bismillah” deyip başlıyorum ve o anda küçük bir temayla başlayıp, kozayı o temanın etrafında örüyorum. Temanın bütünü teşkil etmesi lazım. Dolayısıyla bu uzun ve titizlik gerektiren bir süreç. Mesela 6 senede yaptığım bir beste çalışmam var. Bazen de bir bakıyorsunuz yarım saatte beste yapmışım. Akışın nerede, ne zaman ve nasıl olacağı belli olmuyor. En dikkat ettiğim şey, çalışmamın estetik değer taşıması.

Yorum

Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel