Güzel Ahlak Nedir? | Türk Bilgin

Güzel Ahlak Nedir?

Güzel Ahlak Nedir?

Ahlak, fiili davranışların fikrî bir zorlamaya ihtiyaç duyulmadan kolaylıkla ortaya çıktığı, nef iste kendiliğinden iyice yerleşen bir melekedir. Çoğu alimlerin ahlakla ilgili tanımı bu şekildedir.

Ahlak, insanın iyi veya kötü vasıflandırılmasına yol açan manevî niteliklerdir. Kur’an’a göre Allah (c.c), insanı ahlaki doğruyu görebilecek güçte yaratmıştır. Ancak, insanın içgüdüleri ve kabarmış arzuları, iyi ile kötüyü ayırt etmesini engelleyebilir.

Hz. Peygamberimiz gönderiliş gayesini “güzel ahlakı tamamlamak” şeklinde özetler. Cenab-ı Hakk “Şüphesiz sen güzel ahlak üzeresin” (Kalem-4) buyurur. “Din nedir?” sorusuna Peygamberimiz, “Güzel ahlaktır.” şeklinde cevap vermişlerdir. Rabbimizin emirleri, sadece iman ve ibadetten ibaret değildir. Birçok ayet-i kerimede yüce yaradanımız bize ahlakımızı da güzelleştirmemiz gerektiğini emretmektedir.

Ahlak imanın bir gereğidir, inanç alanındaki bozulmalar, ahlaki bozulmayı da beraberinde getirir. Tarihte bu sebeple insanlık birçok değerini kaybetmiştir, inançsızlık ve ahlaksızlık anlayışının yaygınlaşmasıyla toplumların huzurlarının bozulduğu muhakkaktır. Model şahsiyetlerin azalmış olması da olumsuzlukların artmasına sebep olur. Cahiliye toplumu da aynı çöküntüyü yaşıyor, olumsuzluk ve inançsızlık girdabında boğuluyordu.

Kur’an-ı Kerim’de Hz. Peygamberin yüce bir ahlak üzere bulunduğu, onun insanlık için model bir şahsiyet olduğu ifade edilirken, Hz. Peygamberin bizzat kendisi de, “Şüphesiz ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” buyurmuştur. 0, ahlakı yaşantıyı sadece tavsiye etmemiş, fiilî olarak tatbik etmiştir. Bütün çağlara damgasını vuran şu ifadeler ne kadar da taze ve günceldir: “iyilik güzel ahlaktır, kötülük ise senin vicdanını rahatsız eden, insanların haberdar olmasından hoşlanmadığın şeydir,” “En iyileriniz, ahlakı en güzel olanlarınızda.” “insan, güzel ahlakı ile gecelerini ibadetle geçiren kimselerin derecelerine ulaşır.” “En kâmil mümin, ahlakı güzel olan ve ailesine iyi davranandır.” “Allah katında kötü ahlaktan daha büyük bir günah yoktur. Çünkü ahlakı kötü otan, bir günahtan çıkıp başka bir günaha girer.” “Nerede olursan ol, Allah’a karşı saygılı ol. Bir kötülüğün arkasından onu yok edecek iyilik yap, insanlara güzel ahlakla muamelede bulun.” “Kıyamet günü mümin kulun terazisinde güzel ahlaktan daha ağır bir şey bulunmaz. Allah (c.c.) çirkin hareketler yapan, kötü söz söyleyen kimselerden nefret eder.”insanın Allah’a ve diğer insanlara karşı ahlaki sorumlulukları vardır, iman, Allah’a karşı ahlaki sorumluluğu iken, salih amel de yine insanın diğer insanlara karşı ahlaki görevini ifade eder. Hakkıyla inanmayı sağlayan değer bilgi değil, ahlaktır, imandan sonra sevgi, saygı, aşk, yakınlaşma süreci başlar.

Kur’an’ı Kerim’in çabası; insanların zihnen bildikleri ahlaki değerleri uygulamaya geçirmeleri için, muhataplarını harekete sevk etmektir. Gaye yeryüzünde ahlakî bir toplum oluşturmak, bu toplum vasıtasıyla insanlığın temel değerlerini korumaktır.

Ahlak kuralları, insanlar arasındaki ilişkileri, karşılıklı sevgi ve saygı ilkesi çerçevesinde düzenleyen kurallardır. Ahlak kuralları inançlardan oluşurlar. Dolayısıyla iman ile ahlak arasında birbirini tamamlayan sıkı bir ilişki vardır, ibadetlerde belirti gayelere matuftur. En önemli gayelerden biri de ahlakı güzelleştirmektir. Yaradanın yaratılmışların ibadetine kesinlikle ihtiyacı yoktur. İyi ahlaka sahip olabilmek ancak iyiyi tanımakla mümkün olabilir, insanların çoğu çeşitli maddi ve manevî engellerden dolayı mükemmeli tam olarak tanıyamadıkları için, geçici sahte parıltıları huzur ve refahın kendisi gibi algılamaktadırlar. Bu hâlde olan insanların ise durumlarını gözden geçirmesine sebep teşkil edecek, onları silkeleyip kendilerine gelmelerine yardımcı olabilecek yem bir ortamın oluşması gerekir.

Ahlaki davranışın oluşmasında beşerî ve toplumsal çevrenin etkisi asla inkâr edilemez, insanın manevî çevre şartlarını ıslah etmesi ve ahlaki bir toplum oluşturması yükümlülüğü vardır. Açık denizdeki geminin selametinden sadece geminin kaptanı değil, içindeki yolcular da sorumludur. Gemiyi delmemeleri yetmez, delinmesine de fırsat vermemelidirler. Sorumluluk sahipleri her alanda duyarlılıklarını devam ettirmelidir. Unutulmamalıdır ki, vaktinde tedavi edilmeyen önemsiz hastalıklar birçok kişinin ölümüne sebep olmaktadır. Müdahaleler tam, zamanında ve usulüne uygun olarak yapılmalıdır. Aksi halde bünyede meydana gelebilecek hastalık ve mikroplar bünyenin tamamının zarar görmesine sebep olacaktır.

Bilindiği gibi insanoğlu ihtiraslarını, heveslerini, arzu ve isteklerini ahlak duygusu sayesinde kontrol eder, ahlakla nefsine hükmeder.

Yeryüzünde ahlaki ve sosyal düzeni bozanlar insanlar olduğu gibi tekrar ıslah etmek durumunda olanlar da yine insanlardır, insanın yüksek değerleri olduğu gibi zafiyetleri de söz konusudur. Yüksek değerlere; bilgi, inanç, sevgi, saygı, vefa, dostluk ve güveni örnek olarak verebiliriz.

Zafiyetlere örnek olarak ise; haset, kin, kuşku, çıkarcılık, kıskançlık ve çekememezlik verilebilir. Bu zafiyetlerin dengede meydana getirebileceği olumsuzluklar ahlakın bozulmasına sebep olabilir. Bu şekilde insan ferdî ve içtimai alanda karmaşaya sürüklenir.

İnsanda bulunması istenen ahlaki ve yüce değerler evrenseldir. Hiçbir zaman değişmez. Dürüstlük veya iyilik her çağda ve her yerde güzeldir. Zamanın ve mekanın değişmesinin hiçbir etkisi yoktur. İslam’ın getirmiş olduğu ahlaki değerler de evrenseldir. Bütün insanlığı ilgilendirir. Konuyu sevgili Peygamberimizin duasıyla noktalayalım: “Allah’ım! Ayrılıktan, ikiyüzlülükten ve kötü ahlaktan sana sığınırım. Allah’ım! Beni güzel ahlaka ulaştır; zira insanı güzel ahlaka senden başka kimse ulaştıramaz. Kötü ahlakı da benden uzaklaştır; çünkü kötü ahlakı senden başka kimse benden uzaklaştıramaz.”

Yorum

Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel