Laiklik Nedir, Nasıl ve Nerede Ortaya Çıkmıştır? | Türk Bilgin

Laiklik Nedir, Nasıl ve Nerede Ortaya Çıkmıştır?

Bir çok araştırmaya konu olan laiklik nedir, nasıl ortaya çıkmıştır, laiklik hakkında bilgiler bulunduran bu yazıyı siz değerli okurlarımız için hazırladık.

Laiklik Nedir?


Laiklik, Fransızcadan dilimize geçmiş bir kelimedir. Terim anlam olarak bilinen en genel ve en kısa tanımıyla din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması  demektir. Devletin, din ve vicdan hürriyeti konusunda tarafsız olması, tüm inançlara eşit mesafede durması anlamına gelmektedir.

Laiklik Nerede ve Nasıl Ortaya Çıkmıştır?


Laiklik, ilk olarak Hristiyanlığın yaygın olduğu batı ülkelerinde ortaya çıkmıştır. Orta Çağ’da Avrupa’da bulunan  Hristiyan toplumlarında dini temsil etme görevi gören kilise, hemen hemen  hayatın her alanında tek söz sahibiydi. Günlük yapılan  işlerden bilimsel araştırmalara, aklınıza gelebilecek her şey kilisenin ve din adamlarının kontrolündeydi. Kilise tarafından ortaya konulan katı kurallar kanun olarak görülmekteydi. Kilise o kadar katıydı ki, kendisine ve ortaya koymuş olduğu kurallara karşı gelen olduğunda türlü işkenceler ediyor ve o kişiyi dinden aforoz edip toplum üzerinde otoritesini daha sağlama almaya çalışıyordu. Bütün bu olayların neticesinde din adamları toplumda adeta ayrıcalıklı bir sınıf konumuna yükselmiş, toplum üzerindeki etkiside hat safahaya çıkmıştır. Avrupa’daki Hristiyan halk bütün bu olanlardan bıkmış, usanmış baskılara artık teamülleri kalmamıştı. Laiklik, kilise tarafından uygulanan bu baskılara karşı tepki olarak doğmuş v ortaya çıkmıştır.

Avrupa’da kilise baskısından bunalan halk, kilise baskısından kurtulmak için o dönemde yeni keşfedilen Amerika Kıtasına göç ettiler. Avrupalı göçmenler 1776 yılında ilan edilen Amerikan Anayasası’na din ile ilgili şu ifadeye yer vererek din ve vicdan özgürlüğünü garanti altına almışlardır. Dinin insana özgü (bireysel) olduğunu, bütün insanların dinlerini yaşama konusunda özgür olması gerektiğini belirtmiştlerdir.

Avrupa’da da Rönesans ve Reform hareketleri ile başlayan aydınlanma çağı, kilise otoritesini sarsmaya başlamış, kilisenin bilim, siyaset, sanat ve felsefe üzerindeki baskısına karşı çıkılmasına yol açmıştır. Fransız İhtilali ile son noktasına ulaşan kiliseye başkaldırı, kısa sürede tüm Avrupa’ya yayılmıştır.

1789 Fransız İhtilali ile kilisenin otoritesi son bulmuştur. Laiklik ilkesinin asıl yaygınlaşması bundan sonra olmuştur. 1905’te Fransız Parlamentosunun kabul ettiği bir kanunla din ve devlet işleri resmen birbirinden ayrılmış ve laik devlet anlayışı kabul edilmeye başlamıştır. Laiklik ilkesinin kabul edilmesinden sonra kilise, bir çok alanda etkisini kaybetmiş ve sadece dini konular olmak üzere kendi alanına çekilmiştir.

Laikliğin Temel Amaçları


♦ Herkesin din ve inanç hürriyetini güvence altına almak.

♦ Herkesin kanun önünde eşit olmasını sağlamak.

♦ Dinin istismar edilmesine müsaade etmemek.

♦ Dinde ruhbanlık anlayışının oluşmasını önlemek.

♦ Hukukun üstünlüğünün kabul edildiği demokratik bir devlet kurmak.

♦ Bilimsel çalışmaların ve teknolojik gelişmelerin önünü açmak.

♦ Devletin din ve mezheplere karşı tarafsız davranmasını sağlamak.

Sonuç olarak laiklik, kişinin özel ve manevi hayatına müdahale etmediği gibi dindarlığı da dışlamaz. Aksine, ortaya çıktığı yer olan Avrupa ülkelerinde görüldüğü gibi, diğer temel hak ve hürriyetlerin yanında, din ve inanç hürriyetini de güvence altına alır.

 Ülkemiz Laiklikten Nasıl Etkilenmiştir?


Laiklik, 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devletini etkilemeye başlamıştır. 1839 Gülhane Hattı Hümayunu’nda ilk kez din ve vicdan hürriyeti ilkesi yer almış, 1856’da ilan edilen Islahat Fermanı’nda laiklik ilkesi, din ve vicdan özgürlüğü kapsamından yorumlanmıştır. Laikliğin benimsenmesine yönelik çabalar, Cumhuriyet Döneminde de devam etmiştir. Osmanlı Devletinin yıkılmasından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti laiklik ilkesini benimsemiştir. Bu kapsamda, 1922’de saltanat, 1924’te halifelik kaldırılmıştır. Halifeliğin kaldırılması ile yeni devletin yönetiminde din ile devlet işleri birbirinden ayrılmıştır. Böylece devlet yapısının laikleştirilmesi için önemli adımlar atılmıştır. 1928’de yapılan düzenleme ile Anayasa’dan devletin dinini belirleyen bölüm çıkarılmış, 1937 yılında laiklik ilkesi, devletin temel niteliklerinden biri olarak Anayasa’ya eklenmiştir. 1961 Anayasası laikliği daha sağlam güvencelere almış. 1982 Anayasası da bu ilkeleri korumuştur.

Laik Devlet Ne Demektir?


Fiziki olarak sınırları belli olan, toprap bütünlüğüne sahip, teşkilatlı ve bu özelliklerin tamamına sahip olan siyasi olarak teşkilatlanmış insan topluluklarının oluşturduğu tüzel varlığa devlet denilmektedir. Laik devlet ise, laikliğin gerektirdiği bütün özellikleri devlet bünyesinde ve kanunlarında taşıyan bunu kanuni olarak uygulayan, laik devlet anlayışının gereklerini taşıyan devlete laik devlet denir.

Bir toplumun bütün fertleri istediği gibi inanıp, o inanca göre yaşama özgürlüklerine sahiptir. Laik Devlet anlayışını benimseyen bir devlet bu konuda vatandaşlarına güvence vermek zorundadır. Laik devlet farklı inançlara sahip bir çok insanı bünyesinde barındırabilir. Devlet ayrım gözetmeksizin bütün vatandaşlarının haklarını güvence altına almaktadır.

Laikliği benimseyen devlet yani laik devletin ana ilkesini din hürriyeti oluşturur. Bütün vatandaşlarına dinini seçme özgürlüğü ve seçtiği bu dinin gereklerini yerine getirebilme ortamı sunar. Herhangi bir dini benimsemeyen, seçmeyen yurttaşlarına ise herhangi bir dayatma, zorlama yapılmasına engel olur.

Laiklik ilkesini benimsemiş olan devletlerde devletin herhangi bir dini yoktur olamazda. Laik devlet herhangi bir dini benimsemez, hiç bir dinin kurallarını da yurttaşlarına zorla benimsetemez. Laiklik ile yönetilen bir devlette herhangi bir din vatandaşlarına benimsetilemez. Hangi din olursa olsun dinin gereklerini topluma uygulatamaz, zorlayamaz. Ancak belli bir dini benimsemiş olan yurttaşlarına din ve vicdan özgürlüğü ilkesine dayanarak mensubu olduğu dinin gereklerini yerine getirmek isteyen vatandaşlarına imkan tanır.

Laik olmak, laikliği benimsemek dinsiz veya dine karşı olmak demek değildir. Laik olan bir devlet hangi din olursa olsun, hangi inanç olursa olsun dışlamaz. Laiklik ilkesine dayalı olarak yötetilen laik devlet din ve inançlara karşı tarafsızdır. Hiç bir dini benimsemez, Benimsetemez. Fakat vatandaşları için din ve inançlar konusunda dinini ve inançlarını rahat yaşayabilmeleri için imkan sağlar. Din hürriyetini önemser. Bütün insanlar inançlar konusunda özgürdür ve içinden geldiği gibi hareket etmeleri konusunda tamamen vicdanlarının sesini dinleyerek hareket etmeleri ve istediği dini seçerek o dinin gereklerini de yine isterlerse yerine getirirler, isterlerse de getirmezler devlet bu duruma karışmaz.

Laiklik Din ve Vicdan Özgürlüğünün Garantisidir


Bugün demokrasi ile yönetilen bütün devletlerde ve hatta monarşik ve diğer yönetim şekilleri ile yönetilen devletlerin bir çoğunda yaşama, eğitim alma, sağlık gibi hizmetlerden yararlanma hakkı temel haklar olarak sayılmaktadır, kişinin din ve vicdan özgürlüğü de bu saydığımız haklar kadar önemlidir ve temel hakların en başında gelir.

Din ve vicdan özgürlüğü bütün vatandaşların din konusunda istediklerini seçip, o dinin gerekleri olan ibadetlerini, inançlarını istedikleri gibi yaşama hakkına sahiptirler ki, benimsedikleri dinin gereklerini yerine getirme gibi bir zorunlulukları da yoktur. Bu laik devletin bir gereğidir ve temelidir.

Konu Hakkında Bilgilendirici Video


Yorum

Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel