Mardin Nasıl Bir Şehirdir? Mardin'in Gezilecek Yerleri | Türk Bilgin

Mardin Nasıl Bir Şehirdir? Mardin’in Gezilecek Yerleri

Mardin’e Nasıl Gidilir?

Diyarbakır’a 96 km. uzaklıktaki Mardin’e düzenli uçak seferleri vardır. Otobüs bağlantıları çok farklı seçeneklidir.

Mardin’in Tarihi

Nusaybin yakınlarındaki Girnavaz Höyüğü’nde ve Mardin Nusaybin yolu üzerindeki Ortaköy civarındaki Girharrin Höyüğü’nde yapılan kazılarda Mardin’in tarihinin MÖ 4.000 yılına kadar çıktığını kanıtlayan buluntular gün ışığına çıkarılmış­tır.

MÖ 3.000’de Hurriler, son­rasında da Akad-Sümer devleti tarafından yönetilmiş olan bölgenin, Babilliler, Hititler, Asurlular, Urartular, Medler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular ile süren ve MS 1106 yılından sonra da Artuklular zamanında çok zenginleşen bir tarihi vardır. Artukoğulları Beyliği’nin başkenti olan Mardin, Moğollar, Karakoyunlular ve Akkoyunlular arasın­da birkaç defa el değiştirdikten sonra Safevilerin ve Osmanlıların da yönetimine girmiştir.

Mardin’de Gezilecek Yerler?

♦ Müze

♦ Zinciriye Medresesi

♦ Ulu Camii

♦ Kasımiye Medresesi

♦ Deyr-ül Zajaran Manastırı

♦ Dara

♦ Anastasiopolis

♦ Midyat

♦ Mor Gabriel Manastırı

♦ Nusaybin

Gündüzleri eski şehrin sarı kalker taşından yapılmış evleri­ne, geceleri dağın zirvesine ya­pışmış gibi duran ışıklarına bakarken kendinizden geçersi­niz. Mardin için “Mezopotamya’nın Yüzük Taşı” denilir. Burada cami ve kiliseler sırt sır­ta, ezan sesiyle çan sesi iç içedir. Mardin’de Müslümanlar, Süryaniler, Ermeniler, Yahudiler, Yezidiler asırlar boyunca birlikte yaşamıştır. Mardin, Kudüs’e de benzer, Sicilya’ya da, Halep’e de, Guanajuato’ya da. Mardin’in mırrası, mutfağı, telkarisi kültür zenginliğinin sırlarıdır.

Mardin’in Genel Özellikleri

Dicle ve Fırat havzaları ara­sında yer alan Mardin, Mezopo­tamya’nın kuzey sınırını oluşturan dağlık bölgenin yamacındadır. Denizden 1083 m. yükseklikteki şehir uzaktan dağa yapışmış bir kartal yuvasını andırır. Eski eserleri, tarihi konakları ve dar sokaklarıyla Mardin rüya gibi bir açık hava
müzesidir.

Mardin’in eski evleri, arazinin eğimi hesaplanarak inşa edilmiştir. Doğu batı doğrultusunda gelişmiş olan eski şehrin kurulduğu tepenin kuzeyi ile güneyi arasında yaklaşık 150 m. yükseklik farkı vardır. Arazi eğimi göz önüne alınarak yerleştirilmiş olan evler birbirlerinin cephelerini kapatmayacak şekilde planlanmıştır. Evin kaç katlı olacağı arazinin durumuna bağ­lıdır. Evin her katından sokakla doğrudan bağlantı olabilir.

Geleneksel Mardin evlerinin cep­heleri sadece güneye yani Mar­din Ovası’na bakar. Bazen bir konutun damı üsttekinin avlu­su olur. Hiçbir evin gölgesi di­ğerinin üzerine düşmez. Güne­ye doğru uzanan bölümlerdeki manzara denilen yaşam alanları yaz aylarında, arkada kalan ko­runaklı kısımlar da kış aylarında kullanılır. Yaz aylarında teraslar­da taht denilen karyolalar ku­rulur. Sıcak günlerde yıldızların altında uyumak çok keyiflidir. Havş denilen bu teraslarda ve en üst katın damında mevsimlik yiyecekler de hazırlanır.

Evlerin cepheleri süslemeli, cumbaları, sokak kapıları ve kapı tokmakları özenlidir. Zinciriye Medresesinin çok yakınındaki Kız Meslek Lisesi binası cephe güzelliği için verilebilecek en güzel örneklerden biridir.

Evlerin giriş katlarında bu­lunduğu parsele göre boyutları değişen bir avlu vardır. Üç tarafı ve üstü kapalı, önü açık ey­vanlar özellikle yaz aylarında yaşanılan bölümdür. Eyvanlarda serinlik veren çeşmeler de düşünülmüştür. Geleneksel Mar­din evlerinin ana malzemesi taştır. Farklı biçimlerde örülen taş duvarlar, sarı kalker taşlarıy­la bezenmiştir. Taş işçiliği Mardin’e Artuklular’dan miras kalmıştır. Nusaybin yolu üzerindeki Vali Konağı’nın yanın­daki Firdevs Köşkü, şehir mer­kezindeki Hacı Faris Evi ve eski Vergi Dairesi binaları, Savurkapı mahallesindeki Hacı Kermo Evi, Şehidiye Camii’nin karşısındaki eski posta binası gele­neksel Mardin evlerine gösteri­lebilecek güzel örneklerdir.

Mardin’in dar ve dik sokaklarındaki taşımacılığı katırlar ve eşekler yapar. Bitişik düzende sıralanmış evlerin arasındaki labirent gibi sokakları, yeryer binaların altından da geçen abbara denilen kuytu tüneller veya geçitler birbirlerine bağlar. Abbara, Arapçada kapalı yer demektir. Mardin mimarisinde çok önemli biryeri olan abbaralar Mardinlileri yazın güneşten, kışın soğuktan korur.

Mardin Müzesi

Mardin, kent müzeleri ko­nusunda şanslı bir şehrimizdir. Cumhuriyet Alam’ndaki 19.yy.a tarihlenen Meryem Ana Kilisesi ve Patrikhanesi, 2000 yılında Mardin Müzesi olarak onarım görmüş ve hizmete açılmıştır. İki katlı müzede, MÖ 7. yy Asurlular dönemine tarihle­nen figürinler ve Nusaybin’de bir bahçenin satış senedi, Hellenistik, Roma, Bizans dönem­lerine ait sikkeler, Selçuklu tabletleri, silindirleri, mühürle­ri, keramikleri ve takıları, Osmanlılara ait silahlar ve porse­lenler sergileniyor.

Mardin Artukoğulları

Selçuklu Emiri Artuk Beyin oğulları tarafından M.S. 1108 yılında kurulmuş olan Oğuz-Türkmen soyundan Artukoğulları Beyliği, Hasankeyf, Diyar­bakır, Harput, Silvan ve Mardin çevresinde hüküm sürmüştür. Haçlılara, Eyyûbilere, Anadolu Selçuklularına, İlhanlılara, Akkoyunlulara ve Moğollara karşı savaşan Artukoğulları MS 1408 yılında Karakoyunlulara yenil­miş ve tarihten silinmiştir. Mardin’de Artukoğulları döne­mine ait çok sayıda eser vardır.

Elcezeri

Leonardo da Vinci’den 5 asır önce MS 1153 yılında Cizre’de doğmuş olan El Cezeri, tarihin otomatik makinelerle uğraşan ilk mekanikçisi olarak kabul edilir. Su gücü ve basınçla çalışan çok sayıda mekanik araç tasarlamış olan El Cezeri’nin buluşları mekanik bilimlere temel oluşturmuştur.Artuklu sultanlarının hizmetinde çalışmış olan El Cezeri Diyarbakır’da yaşamıştır ve mezarı Cizre Nuh Peygamber Camii avlusundadır.

Zinciriye Medresesi

Medrese Mahallesi’nin ku­zeyinde, kalenin eteklerine yakın bir yerde bulunan Zinciriye Medresesi MS 1385 yılına tarihlenir. Artuklu Meliki Necmettin İsa tarafından yaptırıldığı için Sultan İsa Medresesi olarak da bilinir. Sonrasında Timur’a ye­nilen Necmettin İsa bir süre medresede hapsedilmiş, ölümün­den sonra da buraya gömülmüş. İki katlı ve avlulu, dikdörtgen planlı medrese geniş bir alana yayılan cami, türbe ve ek mekânlardan meydana gelmiştir.

Medresenin taç kapısı dikkat çekicidir. Girişin iki yanında gözyaşı biçiminde istif edilmiş kaligrafik harflerle Allah’ın 99 ismi yazılmıştır. Medrese, rasat­hane olarak da kullanılabilmek için yüksekte inşa edilmiştir. Mihrabın üzerine ışık vurunca taşın üzerinde hoş bir renk cüm­büşü oluşur. Yapının içindeki Kuran Okulu bir süre müze olarak kullanılmıştır.

MS 569 yılında Mardin Kalesi onarılırken inşa ettirilmiş olan yedi kiliseden biri olan Mor Behnam Kırklar veya Kırk Şehit Kilisesi, Zinciriye Medresesi’nin çok yakınındadır. Süryani Kadim Ortodoks cemaatine ait olan kilise, Mardin Metropolit Kilisesi olarak hizmet vermek­tedir.

Ulu Camii

Ulu Camii, ana caddenin güneyindeki çarşıların içindedir. Ulu Camii, MS 1176 yılında Artuklu Sultanı Kudbettin İlgazi zamanında inşa ettirilmiştir. 19. yy.da yenileme görmüş olan caminin iki minaresinden biri kayıptır. Caminin yivli kubbesi de çok ilginçtir. Camide, Artukluların kesme dilimli kubbesinin altında çanlarda kullanılan se­kizgen, onun altında güneşe tapanların arması, onun altında Süryanilerin yağmur damlası işareti ve onun altında da Artukluların Kufi yakısı görsel şöleni tamamlarlar. Caminin minaresinde de dünyadayken cennetin müjdelendiği on saha­benin yani Hazreti Muhammed’in on yoldaşının ismi yazılmıştır. 14. yy.da camiye dükkânlar ve hamam eklenmiş.

Ulu Cami’nin çok yakınında Revaklı Çarşı veya Tellâllar Çarşısı vardır. 17. yy.a tarihlenen bu çarşı revaklar ve revakların arkasındaki dükkânlarla ilginç bir mimariye sahiptir. Yine çok yakındaki Kayseriye Çarşısı ve Bedesteni de 15. yy.a tarihlenir. Dört giriş kapısı olan çarşı iyi bir onarım görmüştür.

Kasımiye Medresesi (Sultan Kasım Medresesi)
Saraçoğlu Mahallesi’nde bulunan Kasımiye Medresesi eski şehrin biraz dışındadır. Medresenin Artukoğulları döneminde başlayan inşaatı Timur istilasından dolayı yarım kalmış ve medrese ancak Akkoyunlular döneminde tamamlanabilmiş (1457-1502). Medrese, Mardin yapılarının en büyüklerinden biridir. Yapı, tek bir avlu etrafında iki katlı mekânlar ve mescitten oluşur. Medresenin yanındaki zaviye ve türbeler de yapıyı tamamlar.

Kasımiye Medresesi’ni gün batımında izlemek unutulmaz bir deneyimdir.
Latifiye Camii, Şehidiye Camii ve Medresesi, Hatuniye veya Sitti Radviyye Medresesi, Cihangir Bey Zaviyesi, Mor Mihail Kilisesi, Mor Petrus ve Pavlus Kilisesi, Surp Kevork veya Kızıl Kilise de Mardin’in sayısız tarihi noktasından birkaç tanesidir.

Mardin’in geçmişinin izlerini eski şehrin birçok köşesinde bulabilirsiniz. Merkezin çok yakınlarındaki bağların ve bahçelerin içlerinde de birbirinden güzel kasırlar görülebilir. Mardin Kalesi’nin arka eteklerinde, Mardin Midyat yolu üzerindeki Zinnar Bahçeleri’nde menengiç, badem ve meşe ağaçları içinde harika kasırlar vardır. Ağaçlar içindeki saklı cenneti görmeden geçmeyin. Zinnar, Hıristiyanların bellerine taktıkları yeşil kemere verilen isimdir.

Deyr-ÜI Zafaran (Deyruzzaferan Manastırı-Mor Hananyo)
Deyr-ül Zafaran Manastırı, Nusaybin yolu üzerinde Mardin’e yaklaşık 5 km. uzaklıktaki Eski Kale Köyü sınırlarında bulunur. Burası üç tarafı dağlarla çevrili mistik bir yerdir. Arapça deyr / manastır, zaferan / safran demektir. Süryani rahipler bir zamanlar manastırın çevresinde safran yetiştirip satarmış. Hatta rivayete göre manastırın harcına bile bu çiçeğin tohumlarını karıştırmışlar. Mardin-Midyat-Nusaybin üçgeninde 43 kilise ve en az o kadar da manastır olduğu bilinmektedir.

Süryaniler, Güneydoğu Anadolu coğrafyasında Hıristiyanlığın yayılmasına öncülük etmişlerdir. Hıristiyanlık, MS 4. yy.da Roma İmparatorluğunun resmi dini olmuştur. 20. yy.ın başlarına kadar Mardin’de olan Patriklik Merkezi 1959 yılından beri Şam’dadır ve adı Antakya Süryani Ortodoks Patrikliğidir.

Manastırın bulunduğu yerde, MÖ 4. yy.da Şemsilere ait bir Güneş Tapınağı varmış. Girişi beşik tonozlu olan bina 25 ve 52 nr’lik iki bölümdür. İkinci odanın 2 m. yüksekliğinde ve 3 ton ağırlığındaki taşlardan harç kullanılmadan yapılmış olan tavanı çok ilginçtir. Romalılar da burayı kale olarak kullanmış.

Romalılardan sonra da Aziz Şleymun bazı azizlerin kemiklerini taşıyarak kaleyi manastıra dönüştürmüş. Manastırda 12.000 azizin kemiklerinin olduğu söylenir ve bu nedenle manastır 12.000 Manastırı olarak da söylenir. Uzun bir süre Süryani Kilisesi’nin önemli eğitim merkezlerinden biri olan manastır, halen Mardin Metropoliti ikametgâhı olarak kullanılmaktadır.

Tarihi MÖ 5. yy.a kadar giden Azizler Mezarlığı, Aziz Hananyo Kilisesi veya Kubbeli Kilise’nin güneydoğu cephesindeki binadır. Buraya Beyt-i Kadiş yani Azizler Evi de deniliyor. Yapıda bazı azizlerin kemikleriyle birlikte, manastırda görev yapmış bazı patrik ve metropolitlerin de lahit mezarları vardır. Hıristiyanlar, Mesih’in gelişini Doğu yönünden bekledikleri için ölüler oturur durumda ve Doğuya doğru defnedilmişlerdir. Sağ elinde Haç tutanlar dini liderler, sol elinde asa tutanlar ise halk önderleridir. Süslemelerde görülen üzüm salkımları ve deniz kabuğu figürleri ilgi çekicidir. Giriş kapısının üzerinde yunuslarla çevrili bir haç işareti vardır. Yapının tıpla ilgili araştırmalar yapılan bir merkez olduğu da söylenir.

Mor Hananyo Kilisesi MS 493-518 yılları arasında inşa edilmiş. MS 793 yılında Aziz Hananyo tarafından restore ettirilmiş. Kilisenin duvarlarını süsleyen fresklerden yalnızca Aziz Hananyo’yu tasvir eden bir fresk günümüze ulaşmıştır. Meryem Ana Kilisesi manastırın ilk kilisesidir. Kilise, 17. yy.da onanından geçirilmiştir.

Dara Ören Yeri (Anastasıopolis)
Nusaybin yönünde Mardin’e 30 km. uzaklıkta Güneydoğu Anadolu’nun en güzel ören yerlerinden biri olan Dara veya Anastasiopolis vardır. Dara, MS 505 yılında Roma İmparatoru Anastasius tarafından doğu sınırlarını Sasanilere karşı koruyabilmek için garnizon kenti olarak kurulmuştu. Kentin çevresinde 4 km.lik bir sur yapılmıştı. Fırat Nehri üzerindeki Samosate ve Zeugma gibi savunma zincirinin parçası olarak düşünülen Dara, sivil yerleşim yeri olarak da çok gelişmişti.

Dara’daki kaya oluşumu kireç taşı ağırlıklı olduğu için içleri kolayca oyularak mağaralar yani yaşam alanları haline getirilmiş. Mağaralar arasında şifahane olarak da kullanılmış olan bir kilise vardır. İnsanların içindeki kötülüklerin tedavi edilerek kilisenin bacasından dışarı çıktığına inanılıyormuş. Taş ocakları, kaya mezarları, erzak depoları, köprüler, sarnıç ve 11 kanallı sel barajı Dara’nın görülmesi gereken noktalarıdır. Zindan olarak söylenen sarnıca 55 basamakla inilir. Bu sarnıç, Bizans su sarnıçlarının en büyüklerinden biridir.

Mardin, Hasankeyf, Cizre ve Nusaybin arasında kalan bölgeye Turabdin Bölgesi denilir.Tur/dağ, Abdin/ münzeviler ve Turabdin/ münzeviler dağı anlamına gelir.

Midyat
Mardin’in 60 km. doğusunda kalan Midyat, gümüşten telkarinin en incelerinin üretildiği bir açık hava müzesidir. Telkari, iplik inceliğinde tel haline getirilmiş gümüş ve altından, oya gibi işlenerek yapılan ziynet eşyasıdır. Telkari, Midyat’ta 14. yy.dan beri Süryaniler tarafından yapılmaktadır. Ancak maalesef son yıllarda bu sanatın ustaları çok azalmıştır.

MS 4. yy.da Bizanslılar tarafından yaptırılan Haytam Kalesi, Mor Yakup Manastırı, Izozoel ve Mor Stefanos kiliseleri Midyat’ın görülmesi gereken diğer tarihi noktalarıdır.
Midyat’a bağlı Barıştepe kırsalında MS 4. ve 5. yy.a tarihlenen mağara kiliseleri vardır. Bölgede MS 3. yy.dan itibaren Hıristiyanlık, Sasanilerin Zerdüşt kültürü ile iç içedir. Dinler arası çok ilginç geçişler yaşanır. Örneğin Barıştepe’deki Ahura Mazda kabartması, Haç işareti ile yan yanadır. Mağaraların girişleri batı yönündendir. Zerdüştlerin güneşin doğuşu ve batışı ritüelleri buradaki mağaraların konumlarını etkilemiştir.

Mardin Çevresinde Görülmesi Gereken Diğer Köşeler

Nusaybin
Antik adı Nisibis olan Nusaybin en eski Anadolu kentlerinden biridir. Suriye’nin Kamışlı kenti ile sınır komşusudur. MS 328 yılında Mor Yakup’un ölümünden sonra bir tapınak kalıntıları üzerine inşa edilmiş olan Mor Yakup Manastırı bünyesinde tarihi Nusaybin okulunu barındırır. Bazilika planlı olan yapıda 19. yy.a kadar manastır hayatı sürdürülmüştür. Zeynel Abidin Camii, Akkoyunlular döneminde Hazreti Muhammed’in torunlarından Zeynel Abidin için inşa ettirilmiş.

Nusaybin’in 14 km. kuzeydoğusundaki Aznavur Kalesi, MS 970 yılında iki tepenin zirvelerine inşa edilmiş. Uzunluğu 400 m.yi bulan kalenin genişliği 30-60 m. arasındadır. Buradan yaklaşık 10 km. sonra Hafemtay Kalesi vardır. Romalılar tarafından inşa edilmiş olan kalenin surlarının uzunluğu 1500 m.yi, yüksekliği 10 m.yi bulur. Girişi tek bir noktadan olan kalede sarnıçlar, ambarlar, mahzenler görülmektedir. Yine aynı bölgedeki Merdis-Mardin Kalesi Unesco Dünya Miras Listesi’ne adayıdır. de Bizanslılar döneminde inşa edilmiş. Çevre genişliği 1500 m.yi bulan kalede sarnıç ve mahzen de vardır.

Nusaybin’e yaklaşık 30 km. uzaklıktaki Mor Evgin Manastırı’nın da yapılış tarihi bilinmiyor. Ovadan 500 m. yükseklikteki mağara ve yapılardan oluşan manastır Deyr-Marog adıyla da bilinir. Bölgenin bereket noktası Çağçağ Deresi ve Vadisi, Gırnavas Höyüğü de unutulmamalıdır.

Savur’da Hacı Abdullah Bey Konağı ve Roma dönemi Savur Kalesi.
Kızıltepe Ulu Camii ve Gurs Vadisi.

Yorum

Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel DMCA.com Protection Status