Mevlana Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Edebi Kişiliği | Türk Bilgin

Mevlana Kimdir, Hayatı, Eserleri ve Edebi Kişiliği

Türk İslam dünyasının yetiştirdiği ender tasavvuf alimlerinden biri olan Mevlana Kimdir, Hayatı, Eserleri ve kişiliği hakkında bilgi bulunduran bu makaleyi siz değerli okurlarımız için hazırladık. Bilgiyle kalın…

Mevlana Kimdir


Mevlana, İslam dünyasının en meşhur tasavvuf âlimlerinden ve düşünürlerin­den birisidir. Asıl adı Celaleddin Muhammed‘dir. Dünyada Mevlana Celaleddin Rumi olarak meşhur olmuştur. Mevlana,1207 yılında bugün Afganistan’ın kuzeyinde Belh şehrinde doğmuş­tur. Babası Bahâeddin Veled, o dönemin en büyük İslam âlimlerinden birisidir. Belh şehrinde Sultan’ul – Ulema (âlimlerin sultanı) diye isimlendirilmiştir.

Mevlana; eskiden büyük zatlara ve âlimlere verilen “efendimiz” anlamına ge­len bir saygı unvanıdır.

Mevlana’nın Hayatı


Bazı tarihi kaynaklarda Mevlana’nın babası olan Sultan Veled, Moğol istilasından dolayı ailesi ve öğrencile­riyle birlikte Belh’ten ayrılarak uzun bir yolculuktan sonra Anadolu’ya gelmiştir. Ma­latya, Erzincan, Sivas, Kayseri ve Niğde’de konaklamış, sonra Karaman’a yerleşmiştir diye bahsederken. Bazıları kaynaklar ise göçün aslında farklı bir nedeni olduğunu savunmaktadır. Bu tarihçilere göre ise tasavvuf ilmine hiç sıcak bakmayan birisi olan Fahreddin-i Razi’nin Harezmşah ile Bahaeddin Veled’in arasının açılmasına neden olduğu ve bu yüzden Belh şehrinden göç ettiği bahsedilmektedir. Oğlu Mevlana Celaleddin, burada Gevher Hatun’la evlenmiştir. Mevlana babasının müderrisliğini yaptığı Karaman Medresesi’nde yetişip sayılı âlimlerden biri olmuş­tur. O, babasından ve devrin en önemli âlimlerinden almış olduğu dersler netice­sinde tefsir, hadis, fıkıh ilimlerinde uzmanlaşmış, Arapça ve Farsçayı iyi bir şekilde öğrenmiştir.

1213 yılında Mevlana’nın babası Bahaeddin Veled Belh şehrinden ailesi ve müritleri ile birlikte ayrılırken hacca gitmeye karar verir. Yoldayken Nişabur’a uğrayarak Nişabur’un ünlü şeyhi Feridüttin Attarı ziyaret eder. İki şeyhin konuşmasına şahit olan Mevlana bu konuşmalardan oldukça etkilendi. Zira bu sohbet sırasında Attar Mevlana’ya Esrarname olarak bilinen sırlar kitabını hediye eder ve babasına ” Bir deniz ırmağın peşine düşmüş gidiyor. Umarım çok yakın bir tarihe oğlunuz (Mevlana) İslam aleminin gönlüne ateş düşürecek ve onları yakar.” diyerek bir konuşmada bulundu. Bu konuşma Mevlana’yı çok etkiledi ve Şeyh Attarın verdiği kitabı yanından hiç ayırmadı. Zira sonraki yıllarda Mevlana Mesnevi adlı eserinde Nişabur’daki konuşmalardan ve şeyh Attar’ın sözlerinden bahsedecektir.

Nişabur’dan ayrılan Veled, toplam yedi yıl sürecek olan yolculuğun da önce Bağdat’a sonra Kufe’ye ve oradan da Kabe’ye gitti. Hac vazifesini göç kervanı ile birlikte yerine getirdikten sonra Şam’dan Anadolu’ya gelerek, Erzincan, Akşehir, Karaman’da konakladı. Karaman’da iken 1225 yılında henüz 18 yaşındayken babasının isteği üzerine saygın bir kişilik sahibi olan Semerkantlı Hoca Şerafeddin Lala’nın kızı olan Gevher Banu ile evlenmiştir. Mevlananın ve Gevher Banu hatunun oğulları Mehmet Bahaeddin (Sultan Veled) ve Alaeddin Mehmet Karaman’da doğdu.

1228 yılında Selçuklu hükümdarı Sultan Alaeddin Keykubat tarafından Konya’ya davet edilen Mevlana, Konya’da tasavvuf üzerine Seyyid Burhaneddin’den aldığı dersler ile eğitimini tamamlamış ve Konya’ya yerleşmiştir. Babası Sultan Veled’in ölümünden sonra babasına bağlı olanlar Mevlana’nın etrafında Konya’da toplanmıştır. Zamanla sohbetleri, efendiliği, sözleri ve yardımsever kişiliği ile Konya halkının çok sevdiği değerli bir müderris olmuştur.

Sohbet ve vaazlar vererek halkı aydınlatmaya ve Allah’ı sevgisini halkın gönlüne yerleştirmeye çalışan Mevlana Şemsi Tebrizi ile karşılaşır ve bu olay Mevlana’nın hayatında farklı bir dönüm noktası olur. Şemsi Tebrizi’nin heyecanlı ve cezbeli durumu Mevlana’yi çok etkiler. Coşkulu bir yapıya sahip mutasavvıf olan Şems, Allah sevgisi ve Allah aşkı yolunda Mevlana’nın mürşidi olmuştur. Kendinden önceki ve sonraki çağlara ışık tutarak, ışık ve neşe saçan Mevlana Anadolu halkı ve Türk İslam dünyası tarafından çok sevilmiş, ona manevi değerleri çok yüksek olduğundan dolayı da manevi anlamda sultan gözüyle bakılmıştır. İnsanlara Allah’ı Teala’yı sevdirme gayesinden başka bir amaç taşımayan Mevlana, Farsça dilinde yazdığı Mesnevi adlı eserinde veciz şiirler ve insanların ibret (ders) alacağı kısa hikayelerle halkın kalbine hitap ederek İslam dinini sevdirmeye çalışmış çok büyük bir alimdir.

Mevlana; ”Gel, ne olursan ol yine gel” sözünden de bilindiği gibi kimsesizlerin kimsesi, bütün düşüncelerin, cesaretin barınma yeriydi. Birbirinden farklı her meclise katılır. Sohbetlerinde ney, rebab ve santur çaldırıp, sema ederek insanların gönlüne hitap ederek, Kur’an’i Kerim’i şerbetli bir üslupla anlatıyordu. Anadolu ve İslam dünyası tarafından çok sevilen büyük alim Mevlana 1273 yılında Konya’da vefat etti.

Mevlana’nın Eserleri


Hz. Mevlana Türk İslam alemine ışık tutmuş, Allah’ı ve dini sevdirmek için büyük uğraş vermiş, bu alanda insanlığa çok önemli eserler bırakmış değerli bir alimdir. Mevlana’nın eserleri incelendiğinde Allah sevgisi ve hoşgörünün ön plana çıktığını görürsünüz.

Mesnevi: Hüsamettin Çelebi tarafından kaleme alınmış bu eserde Mevlana’nın hayatın her alanında söylediği dörtlükler ile tasavvuf fikirlerinin ve düşüncelerinin kısa hikayeler ve şiirler ile farsça dili kullanarak insanlara aktarılmıştır. Mesneviyi en kısa tanımla tanımlamak gerekirse, doğu şiir türünün klasik bir biçimde yazılmasıdır. Mevlana’nın mesnevi adlı eserinde yaklaşık 26000 Beyt vardır.

Divan-ı Kebir ; Mevlana’nın çeşitli farklı farklı şiirlerinin toplanmış olduğu eseridir. Bu eserde yaklaşık olarak 40.000 civarında Beyt yer almaktadır. Yazmış olduğu bir çok şiirde Şems’e hitaben yazdığından, Divan-ı Şems adıyla da bilinir. Bütün şiirlerde vezin kuralları ölçü alınarak kafiyeli bir üslup kullanılmıştır.

Mektubat ;  Mevlana bu eserinde Selçuklu sultanlarına ve o dönemin yöneticilerine nasihatler vermektedir. Kendisine sorulan soruları cevaplar nitelikte din ve ilim konularında bilgiler bulunduran 147 mektup içerir. Mevlana bu mektupları yazarken mektubu kime yazıyorsa o şahsa göre hitap etmiş, bendeniz kulunuz gibi ibarelere yer vermemiştir.

Fihi Ma Fih ; Mevlana’nın bu eserinde bir çok farklı meclislerde yaptığı sohbetleri bir araya getirilerek kitap halini almıştır. Bu eserde siyasi döneminin siyasi olaylarına değindiğinden ve Selçuklu vezirlerinden Süleyman Pervane’ye hitap ettiğinden tarihi değeri vardır. bu eserde ayrıca cennet, cehennem, aşk ve ahiret konuları hakkında bilgiler bulunmaktadır. Eser toplam 61 bölümden meydana gelmektedir.

Mecalis-i Seb’a ; Eserin adı yedi meclis anlamına gelmektedir. Mevlana’nın vermiş olduğu yedi vaaz yer alır. Bu vaazları Hüsamettin Çelebi bir bir not alıp, sonrasında tek bir kitapta toplamıştır. Mevlana bu kitapta hadisleri ayırmıştır. Bu eserin içeriğini oluşturan konu başlıkları ise; Doğrudan ayrılmış bir milletin tekrar doğruyu nasıl bulabileceği, suç ve günahtan kurtulma, İnancın kuvveti, akıl ve bilginin değeri, tövbe etmek, gaflet ve ayrıca 41 hadis yer alır.

Mevlana’nın Edebi Kişiliği ve Felsefesi


Mevlana, Allah Sevgisini o kadar içten yaşıyordu ki dünya malını hiç önemsemiyordu. eli açık ve cömert olduğu bütün çevresi tarafından biliniyordu öyle ki, dilenen bir dilenciyi gördüğünde eğer verecek hiç bir şeyi yok ise bile çıkarıp üstündeki elbisesini veriyordu. Mevlana yardımseverliği ile hafızalara yer etmişti.

İnsanı sadece insan olduğundan dolayı seven ve herkese karşı eşit bir şekilde yaklaşan Mevlana, günahkar, kafir birisi de olsa aynı müminlere yaklaşır gibi yaklaşarak can kulağı ile dinlerdir. Türk İslam tasavvuf ilminin en önemli alimlerinden olan Mevlana ruhani liderliğinin yanı sıra, insanoğlunu belkide yüzyıllardır üzerinde çalıştığı ve çözmeye çalıştığı konularda bilgiler ve çözümler sunan iyi bir filozoftu. Mevlana’nın odak noktasında tamamen insan vardı.

Mevlana’nın yaşadığı yıllarda o dönemde çevresinde rasyonalizm ve rasyonel ilimler revaçtaydı. Mevlana bu tabuyu aşk ve muhabbet ile yıktı. çok güzel sözleriyle ilahi sevgiyi ve aşkı yücelten Mevlana, bir insanı ve çevredeki kötülükleri ancak Allah sevgisi ve güzel düşünceler beslenirse azaltır ve yok ederdi. Bu anlayışıyla kıskançlık, kibir ve kin gibi kötülüklerden insanlara nasihatler vererek uzak kalmalarını sağlamaya çalıştı. Zira Mevlana’ya göre iyiliğin, yardımseverliğin, ilahi sevginin hakim olduğu yerlerde kötülük kol gezezmezdi.

Mevlana yakındakilerin anlatımlarına göre tasavvuf ilmine verdiği önemi dine’de veriyordu. Dindar bir kişiliğe sahip olduğunu müritleri şöyle anlatır; namaz kılarken ağlamaktan sakalları ve yüzü ıslanıyordu. Hava çok soğuk olduğundan sakalında buz oluşmasına rağmen asla namazını terketmezdi.

Güzel ve iyi bir insan olmanın yolunun güzel ahlaktan geçtiğini söyleyen Mevlana, insanların gönüllerini fethederken ahlaki değerlerin çok önemli olduğuna vurgu yapıyor. bunu ise şu duygular ile açıklıyor; bir toplumun huzur ve barış içinde yaşayabilmesi için öncelikle insanlar kendi iç dünyalarında huzur bulmasının çok önemli olduğuna dikkat çekiyor. Örnek alınabilecek bir insanı ise iyi ahlaklı ve toplumun temel örf adetlerini benimseyen çevresindekilere güzel duygular ile yaklaşan dedikoduyu, çirkefliği kalbinden söküp atabilen insanlar olarak betimliyor. Mevlana’nın tasavvuf anlayışı insanlara verdiği mesajlara bakılınca tembellik, ruhbanlık, kötülük değil, çalışma, iyilik, gayret gibi konulara değinerek tasavvufunun insanlara faydalı şeyler kazandırmaya çalışıyor.

Mevlana’nın anlayışına göre insanlar bu yalan dünyada hep boş işlerle uğraşıyordu. İnsanları anlaşılması güç bir hırs bürümüştü ve bu hırs insanları günaha, şirke götürüyordu. Bu durumdan kurtulmanın tek yolunun ise Allah’a olan sevgi ve aşkta gizli olduğunu söylemiştir. Zira dünya malının insanlara zarardan başka bir şey getirmeyeceğini o çok iyi biliyordu.

Konu Hakkında Bilgilendirici Video


Yorum

Yorum

1 Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel DMCA.com Protection Status