Radyonun İcadı | Türk Bilgin

Radyonun İcadı

Radyonun icadı Birçok icadın gerçekleştiği ve insan hayatını değiştiren icatların bulunduğu 19. 20. yüzyıla kadar dayanmaktadır. Radyonun icadı, Mucidi ve ilk radyo hakkında bilgilendirici makalemizin devamını okumanızı tavsiye ediyoruz.

Radyonun İcadı


Marconi ile birlikte 1898 yılında ilk radyo resmen doğmuş oldu. İlk kullanımı gemiden sahile haberleşme içindi. 1923 yılında yüksek frekans radyo dalgalarının iyonsfer’e çarparak dünyaya döndüğü ispatlanınca radyo, deniz aşırı haberleşme de dahil olmak üzere hızla yaygınlaştı.

Radyonun icadı; elektrik, telgraf, telsiz ve telefonun icat edilmesiyle ve radyo frekanslarının var olduğunun ispatlanmasıyla, Radyonun keşfedilmesi sürecide hızlanmıştır.

Radyonun Tarihi Yolculuğu


İtalya’da tarih 1894‘ü gösterdiğinde, 20 yaşında olan  Guglielmo Marconi adındaki İtalyan genç, aralarında mesafe olmasına rağmen günümüzde kapı zili olarak kullanılan, uzaktan düğme yoluyla zilin çalıştığını ailesine göstermek için anne ve babasını odasına çağırdı ve düğmeye bastı ve zil çalmaya başladı. Babası oğlunun icat etmiş olduğu sistemi iyice kontrol ettikten sonra herhangi bir hilenin olmadığını kısa sürede anladı ve bunu nasıl yaptığını sordu. Oysa sistem çok basitti. Daha önce Heintich Hertz adındaki Alman fizikçi 1888 yılında yaptığı deneyler sonucu keşfettiği elektromanyetik ışıma yöntemini kullanarak kapı zilinin uzaktaki bir düğmeden nasıl çaldığını babasına anlattı ve babası o dönemde zengin ve variyetli biriydi. Oğluna maddi konuda tam destek veren baba, cüzdanındaki bütün paralarını oğluna vererek ona destek oldu.

İtalyan genç Marconi yaptığı bir çok deneyler ile yaklaşık 3 km uzaklık arasında elektronik sinyallerini gönderip almayı keşfetti. O dönemde özellikle ordularda sıkça kullanılan teller vasıtasıyla kullanılan mesajlaşma sistemininden dolayı yaptığı bu buluşun değerli olduğuna inanan Marconi 1889 tarihinde İtalya’da telgraf bakanı olan Pietro Lacava’ya yazdığı mektubunda bulduğu buluşunu anlattıysa da bu mektuba hiç bir şekilde yanıt gelmedi. Mektubuna cevap alamayan Marconi sinyal aralığını daha uzak mesafeler arasında da uyguladı ve her geçen gün bu mesafeyi biraz daha ileriye götürdü. Sonunda İngiltere’ye gitmeye karar verdi.

İngiltere’de elektrik mühendisi olan ve aynı zamanda Britanya Posta idare şefi olarak çalışan William Preece ile görüştü ve bu yeni icadını ona anlattı. William Preece’de aynı sistem üzerinde deneyler yapan birisiydi. Marconi’nin buluşundan çok etkilendi. William Preece, Marconinin bu buluşunu 4 Haziran 1897 günü yapılan Uzayda Kablosuz Sinyalleşme konferansında İngiliz Kraliyet ailesine de anlattı. Kraliyet Cemiyeti başkanı Lord Kelvin, radyo teknolojisine pek sıcak bakmıyordu. Radyo teknolojisinin geleceğe hiç bir katkı ve değer katmayacağına inanıyordu.

İngiliz Kraliyet başkanının bu olumsuz düşüncelerine hiç aldırış etmeyen Marconi çalışmalarına ara vermeden devam etti. Takvim yaprakları 1899 yılını gösterdiğinde Marconi, Cornwal-Fransa arasında yeni bulduğu sistem ile kablosuz mesaj gönderip almayı başardı. Marconi’nin bu icadı Amerika tarafından ilgiyle takip ediliyordu ve sonunda bu buluşu Amerika’da sergilemesi için Amerika’ya davet edildi. Marconi Amerika’ya St. Paul isimli bir gemiyle gitti. Aynı gemiyle dönüş yolculuğunda, asistanı ile birlikte İngiliz kıyılarına 100 km kala kurmuş olduğu verici sayesinde tarihte ilk defa bir geminin hedefine varış mesafesini tahmini olarak önceden bildirdi. 

18 Ocak 1903’te Massachusettes’de bulunan South Wellfleet şehirinde  kurduğu verici istasyonu sayesinde ilk defa ABD başkanı ile İngiltere Kralının Mors alfabesini kullanarak mesajlaşmasını sağlamış oldu. Bu tarih kablosuz ilk okyanus ötesi iletişim olarak tarihe geçmiş oldu. 

Marconi’nin kurmuş olduğu Marconi adındaki şirket, okyanus kıyılarında kurmuş olduğu vericiler ile gemilerin kara ile iletişiminin tamamen bu yeni sisteme geçmesini sağladı.

Titanik gemisinin batma haberini gemiden gelen sinyaller  ile alan Marconi’nin şirketi, Titanik gemisine yakın olan gemileri uyararak bir çok insanın hayatının kurtulmasını sağlamıştır. Her ne kadar bu gemi faciasıyla ismi daha da duyulan bu yeni mesajlaşma sistemi istenilen seviyeye gelemedi.

Marconi şirketinde çalışan teknisyen olarak çalışan David Sarnoff bu kablosuz radyo sisteminin potansiyelinin iki noktadan daha fazla noktayı kapsayabileceğine inanıyordu. Aynı frekansı kullanan yüzbinlerce hatta milyonlarca kişinin verilen mesajı alabileceğine inanıyordu. Zira bu yayın 1 kişiye ulaşıyorsa, bir den fazla kişiye de pekala ulaşabilirdi.

David Sarnoff’un bu teorisi bir boks maçında gerçek oldu ve ünlü boksör Jack Dempsey ve Fransız Georges Carpentier arasında 2 Temmuz 1921 yılında gerçekleşen müsabakayı radyo yayını ile dinleyiciye aktardı. Bu müsabakayı evlerinde ev yapımı radyo sistemi ile yaklaşık 300 bin kişi dinledi. Bu boks maçından sonra neredeyse bütün Amerika’ya radyo istasyonları kurulmaya başlandı ve radyo’ya olan ilgi her geçen gün dahada arttı. Hatta radyonun giderek yaygınlaşması karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen ünlü Amerikan mucidi Thomas Edison Radyo çok geçmeden revaçtan kalkacak diye talihsiz bir açıklama yapmıştı. 

Günümüzde hala geçerliliğini ve popularitesini koruyan radyo Amerika’da %85, Avrupa’da ise %90 civarı bir kullanıcı oranına sahiptir.

Konu Hakkında Bilgilendirici Video


 

Yorum

Yorum

1 Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel