Su Kirliliği Nedir?, Nasıl Oluşur?, Nasıl Önlenir? | Türk Bilgin

Su Kirliliği Nedir?, Nasıl Oluşur?, Nasıl Önlenir?

Su Kirliliği Nedir?

Su hayatın ana kaynağıdır. Suyun olmadığı yerde hayatın devamı mümkün değildir. Su sorunu, suyun kirlenmesi, temiz içme suyu kaynaklarının giderek azalması ve kirlenmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Diğer çevre sorunlarının etkisi ile su kaynakları giderek azal­maktadır. Oluşan Bu dal tüm canlıları ilgilendirmekte olan  ana bir sorun olarak görülmektedir. Okyanusların, denizlerin, göller ve kara sularının temiz tutulması ya da kirlilik düzey­lerinin belli bir değeri aşmaması için önlemlerin ulusal ve uluslararası düzeyde alınması gereklidir.

Suyun Çeşitli nedenlerden dolayı, suyun kalitesini ve kullanım kalitesini düşürerek kullanılmasını önleyen organik, inorganik, radyoaktif ve biyolojik maddelerin ortaya çıkmasına kısaca su kirliliği diyebiliriz.

Su kirliliği su kaynaklarının bulunduğu bütün alanlar için geçerli olan bir sorundur. Okyanusların ve yeraltı sularının kirlilikten etkilenmediği ya da yeterli düzeyde önemsenmediği günler geçmişte kalmıştır. Suyun olduğu her yerde kirliliğin oluşabileceği göz önüne alınarak, suyun temiz tutulması için önlemlerin alın­ması gerekmektedir. Su kirliliği genel olarak tarımsal faaliyetler, sanayileşme ve yerleşim yerlerindeki atıklarla meydana gelmektedir.

Tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan su kirliliği arasında, verimliliği artırma için güb­releme, zararlı böcek ve otlarla mücadele için kullanılan tarımsal ilaçlar, tarımsal faaliyet­lerin gerçekleşmesi aşamasında ortaya çıkan toz-toprak, hayvan ve bitki atıklarının suya karışması gösterilebilir.

Sanayileşme sürecinde suyun kirlenmesine etki yapan kaynaklar arasında kimya­sal, fiziksel, biyolojik ve radyoaktif kirlilikler yer almaktadır. Sulara karışan organik ve inorganik maddeler suyu kirletmektedir. Hayvan kaynaklı fabrika atıkları bu tür kirlilik oluşturmaktadır. Fiziksel kirlenme, suyun görüntü, koku gibi özelliklerine göre oluşan kirliliktir. Biyolojik kirlenme, özellikle kanalizasyon sularının arıtılmaksızm göllere, nehir ya da denizlere dökülmesi ile oluşan kirlilik olup, bakteri üreterek insan ve diğer canlıları etkileyen kirlilik olarak bilinmektedir. Nükleer araştırma reaktörlerinin, nükleer tıp ve laboratuarların, endüstriyel izotop kullananların çevreye saldıkları atıkları, yağmur yolu ile suya karışmakta ve besin zinciri sonucunda insana ulaşmakta ve etkilemektedir.

Yerleşim yerlerindeki su kirliliğinin ana kaynağı evsel atıklar ve kanalizasyondur. Bir ülkenin gelişmişlik göstergelerinden biri de kanalizasyon sisteminin kurulması, arıtmasisteminin işlemesi, çöplerin usulüne uygun olarak bertaraf edilmesinin sağlanmasıdır. Kanalizasyon sistemi olmayan yerleşim yerleri ciddi su kirliliği sorunu ile karşı karşıyadır.

Su kirliliği hem insanlara hem de doğal yaşama zarar vermektedir. Kullanılmış suların arıtılmadan gerek yer yüzeyindeki su kaynaklarına gerekse yer altı su kaynaklarına karış­ması topluca insanları ve doğal yaşamı olumsuz etkilemektedir. Özellikle biyolojik kirlili­ğe bağlı olarak tifo, kolera gibi salgın hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Su kirliliği, okyanus, deniz, göl ve nehirlerde yaşayan türlü balık ve diğer canlıların yaşamlarını da doğrudan etkilemektedir. Su kirliliğinin ayrıca su ürünlerinin kirlenmesine yol açarak ikinci derecede etkisi de ortaya çıkmaktadır. İçme suyu kaynakları giderek kıt hâle gelmektedir. Bu nedenle su, gelecekte ulusların üzerinde anlaşmazlığa düşecekleri stratejik öneme sahip önemli bir kaynaktır. Bu nedenle su politikasının doğru yönetilmesi her ülke için önem arz etmektedir.

Dünya Su Konseyi küresel düzeyde artan su sorunlarının tartışılması, deneyimlerin payla­şılması, su sorunlarının gündemde kalması ve su bilincinin oluşumu için 1996 yılında kurul­muştur. Konsey üç yılda bir gerçekleştirmek üzere Dünya Su Forumu’nu da oluşturmuştur.

Yorum

Yorum

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel Genel